Kurbağalar ince ve geçirgen derileriyle nefes alıyor, derileriyle su içiyor. Deri altındaki damarlar ve hava arasında oksijen ile karbondioksit alışverişi yapılıyor. Ancak derinin etkili biçimde işlevini yerine getirmesi için nemli olması gerekiyor. Aralarında kurbağa ve semenderlerin de bulunduğu yaklaşık 6 bin tür amfibinin çoğu, solunumlarının yalnızca çok az bir kısmını akciğerleriyle yapıyor. Amfibilerin koruyucu kılları, tüyleri yok. Araştırmalar bir amfibinin aynı boyuttaki bir kertenkeleden yaklaşık 50 kat daha hızlı su kaybedebileceğini gösteriyor. Son derece geçirgen derileri olan bu hayvanlar hızla su kaybedebiliyor ama kaybettikleri miktarı, suyun içinde durarak hızla geri alabiliyor. Zaten çoğu amfibi türü su içinde ya da yakınında yaşıyor ve normalde güneş ışığına uzun süre maruz kalmıyor. Mukus bezleri de derilerinin nemli kalmasını sağlıyor. Ağaç kurbağaları, derilerinden salgılanan yağları tüm vücutlarına özenle sürerek su kaybından korunuyor. Kosta Rika ağaç kurbağaları kızgın güneşin altında durmaktan adeta hoşlanıyor. Manchester Müzesi'nden amfibi–sürüngen uzmanı Andrew Gray, 'Hiç zarar görmeden uzun süre güneşleniyorlar' diyor. Gray, Manchester Üniversitesi'nden fizikçilerle birlikte ağaç kurbağalarını araştırdı. Bilim insanları, OCT adındaki yeni bir teknikle Kosta Rika'da yaşayan Phyllomedusine ve Litoria ağaç kurbağalarını inceledi. Bu teknikle, derilerinde pterorhodin denilen ışığı yansıtan bir renk maddesi keşfettiler. Andrew Gray, deri yüzeylerinin sıcak olduğunu ama bedenlerinin serin kaldığını söylüyor. Gray ve ekibi, kurbağaların renginin bazen gözle görünür bir şekilde değişerek madensi bir parlaklığa büründüğünü gözlemledi. Araştırmacılar, bu hali aldıklarında yansıma miktarının ve deri sıcaklığının değiştiğini, böylece vücut sıcaklığının ayarlandığını düşünüyor.
Dinozorlardan önce ortaya çıkan, dinozorlar da dahil pek çok türün nesli tükendikten sonra da yaşamaya devam eden amfibilerin sayıları son yıllarda belirgin bir şekilde azalmaya başladı. Önümüzdeki yıllarda, tüm dünyadaki amfibi türlerinin yaklaşık üçte birinin nesillerinin tükenebileceği belirtiliyor. Bilim insanları yeni bir bölgeye girmesinin ardından, kısa sürede amfibilerin çoğunun ölmesine neden olabilen bir mantarı (Batrachochytrium dendrobatidis) en önemli sorun olarak gösteriyor. Bu mantarı taşıyan ve geçmişte laboratuvar hayvanı olarak kullanılan pençeli Afrika kurbağasının, insan eliyle dünyaya dağıtılmasıyla hastalığın yayılmaya başladığı sanılıyor. İşin ilginç yanı, pençeli Afrika kurbağasının bu mantara bağışıklığı var. Mantarın, bağışıklığı olmayan kurbağaların derilerine zarar vererek deri solunumunu ve su emilimini etkilediği düşünülüyor. Mukus, yağlar ve yansıtıcı maddelerle kuruması önlenen, nemli ortamda gelişen hastalık yapıcı organizmalara karşı özel ilaçlarla donanmış kurbağa derileri, narin bir yapının nasıl mükemmelce korunduğunu gösteren güzel bir örnek. Selcen Pirge, Atlas Ağustos 2008, sayı 185 |














