|
Yersincabının gövdesinde çıngıraklıyılanlara karşı gizli bir koruma sistemi var. Araştırması 2007 Ağustos'unda PNAS dergisinde yayımlanan Nebraska Üniversitesi'nden Aaron Rundus, bu sırrı kızılötesi kamerayla sincaplara bakınca keşfetti. Karanlık ortamda çıngıraklıyılanlarla karşılaşan sincapların kuyruklarını normalden daha çok salladığı biliniyordu. Ama bu davranışın nedeni açıklanamıyordu. Rundus, çıngıraklıyılanların varlığını fark eden yersincaplarının kuyruk sıcaklığının önemli ölçüde arttığını belirledi. Çıngıraklıyılanlar, yüzlerindeki kızıl ötesi sensörler sayesinde 0.003 derecelik sıcaklık farkını bile algılayabiliyor. Bir sincap diğerinin kuyruğunun ısındığını anlayamaz ama çıngıraklıyılan anlayabilir. Biyologlar, sıcak kuyruğun çıngıraklıyılana sincabın kendisini gördüğü ve yavruları korumaya hazır olduğu sinyalini verdiğini düşünüyor. Bu arada şunu da belirtelim, yılanlar çoğunlukla sürpriz saldırılarla yersincabı yavrularını avlıyor. Yetişkin sincapların kanlarında çıngıraklıyılan zehrine karşı bağışıklık sağlayan proteinler var. Büyükler, kanlarında bu proteinden yeterli miktarda bulunmayan küçükleri korumak için yılanları ısırıyor, hatta yüzlerine kum atıyor. Araştırmalar, sıcak kuyrukların çıngıraklıyılanların genellikle geri çekilmesine neden olduğunu gösteriyor. Bu çalışmanın ortaya çıkardığı ilginç bir gerçek daha var: Kızılötesi algılayıcıları olmayan yılanlarla (Pituophis melanoleucus) karşılaştıklarında sincapların kuyruk sıcaklıkları normal düzeyde kalıyor! Rundus 'Yılanları ayırt ettiklerini anlayınca şoka uğradım' diyor.
Şimdi, oklarla donanmış bir hayvandan, oklukirpiden (Erethizontidae) söz edeceğiz. Dikenlerini ok gibi fırlatmıyor ama gövdesinde detaylı bir diken salma mekanizması var. Her dikeninin dibinde makaraya benzer bir yapı bulunuyor. Kirpi sakin olduğunda bu makaralar da gevşek oluyor. Ancak hayvan rahatsız edilmişse makaralar dikenleri dikleştiriyor. İşte bu durumdayken dikenlere bastırılırsa, örneğin oklukirpi kuyruğuyla bir hayvana vurursa ya da bir hayvan onu tutup yakalarsa dikenler bağlı oldukları dokudan ayrılıyor. Bu özellik, kirpinin dikenlerini gereksiz yere kaybetmesini de önlüyor. Sözgelimi, uyurken ağaca yaslansa bile dikenler gövdesinden çıkmıyor.
Lezzetli Mürekkep
Ahtapot, kalamar, deniztavşanı (Aplysia) gibi bazı yumuşakçalar mürekkebe benzer bir savunma maddesi salgılıyor. Deniztavşanının mürekkebinin işlevlerinden biri yakınlarda ortaya çıktı. Georgia Eyalet Üniversitesi'nden Dr. Charles Derby'nin araştırma ekibi, mürekkebin ıstakozlara çok lezzetli gelen bir kimyasal madde içerdiğini keşfetti. Peki ama bir koruma salgısı neden böyle bir madde içeriyor? Aslında bu sorunun yanıtı oldukça ilginç. Taurine adlı madde ıstakoza o kadar lezzetli kokuyor ki hayvanın 'kafası karışıyor' ve deniztavşanını bırakıp etrafta yemek aramaya koyuluyor. Araştırma grubundan Dr. Cynthia Kicklighter, 'Çikolatalı kurabiyelerin kokusunu alınca elindeki brokoliyi bırakan küçük bir çocuk gibi' diyor. Mürekkep yapışkan olduğu için ıstakozun antenlerini kaplıyor; etkisi uzun süreli oluyor. Bu arada deniztavşanına da kaçma fırsatı doğuyor.
Hayvanlardaki korunma mekanizmaları çeşit çeşit. Saldırıya uğramaları durumunda, porselenyengeçlerinin (Petrolisthes) kıskaçları, bazı örümceklerin bacakları, denizyıldızlarının kolları gövdeden ayrılıyor. Kertenkele kuyrukları hiç dokunulmadan bile gövdeden ayrılabiliyor. Kopan kuyruk çok defa beş dakikadan fazla kıvrılıp bükülüyor, avcı hayvanın ilgisini çekiyor, bu arada kertenkele de kaçabiliyor. Kuyruğunun yerine de yenisi geliyor. İlginç sistemlerden biri de mantis karidesinde (Stomatopoda). Bu karidesin vuruşu insanın göz kırpmasından 50 kat daha hızlı ve kalın bir deniz kabuğunda büyük bir delik açacak kadar güçlü. Cornell Üniversitesi'nden Dr. Sheila Patek, çarpıcı bir yay sistemi sayesinde bu küçük hayvanın müthiş bir güç ortaya koyduğunu keşfetti. Son olarak dikenli balonbalığından (Diodon holocanthus) bahsedelim. Normal şartlarda çok farklı görünmeyen bu balık, 'acil durumlarda' karnına su pompalayarak dikenli bir top şeklini alıyor. Balonbalığının karnı orijinal halinin yaklaşık yüz katına kadar şişebiliyor. Karnı pilili etek gibi kıvrımlı. Büyük pililerin içinde daha küçük pililer, bunların içinde de daha küçük pililer var ve bu böyle devam edip gidiyor; pililer mikroskobik boyutlara varana dek... Selcen Pirge / Atlas Kasım 2007, sayı 176 |
















