>
ATLAS LOGO

Ağustos 2008
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Cevren 
Sahte Ağaçlar

Genetik mühendisleri artık ağaçları da değiştiriyor. Normalden daha az odun özü içeren, zararlı böcekleri öldüren, topraktan zehirli ağır metalleri toplayan 'yeni' ağaçlar, doğada sonucu belirsiz zincirleme etkiler başlatabilir.

ABD'de Purdue Üniversitesi'ne ait araştırma alanında genleriyle oynanmış ceviz ağaçları yetiştiriliyor. Ama çevre örgütleri genetik değişimden geçmiş türlere tepki gösteriyor; bu ağaçlar doğaya yayılarak zamanla doğal olanların yerini alabilir.
Oregon Eyalet Üniversitesi'nden bilim insanları, kavak ağacının genleriyle oynayıp bu türün minyatürünü yetiştirdi. Çin'de ise bir milyondan fazla genetik değişimden geçirilmiş kavak dikildi bile. Bir kısmına böceklere karşı bir tür toprak bakterisinin (Bacillus thuringiensis) genleri aktarılmış, 'Bt' olarak bilinen zehiri içeren kavak ağaçları...
Genleriyle oynanan bitkilerin sayısı dünya çapında artıyor ama bir yandan bunlara karşı ciddi tepkiler de ortaya çıkıyor. Bunun nedenlerinden biri 'yabancı genlerin' polen ya da tohumlarla doğal ortamlara karışma olasılığı. Yaklaşık bir yıl önce Greenpeace, genetik olarak değiştirilmiş Çin pirincinin Fransa, Almanya ve İngiltere'deki marketlere kadar ulaştığını duyurdu. Böceklere karşı Bt genleri içeren ve Çin'de ticari olarak yetiştirilmesi yasak olan pirinç, bir şekilde ekili test alanlarından Avrupa'ya kadar ulaşmıştı. Bunun ardından Amerika Çevre Koruma Dairesi, Oregon'da bir test alanında golf sahaları için yetiştirilen, genetiği değiştirilmiş çimenlere bu alanın yaklaşık dört kilometre dışında da rastladı. Çimenler bile bu kadar yayılıyorsa bir de ağaçları düşünün...
Büyük ve uzun ömürlü ağaçların yabancı genleri çok daha uzak mesafelere ulaşabilir. Nitekim, Duke Üniversitesi araştırmacılarının çalışmaları, genetik olarak değiştirilmiş kozalaklı ağaçların polenlerinin, rüzgârla bin kilometreden de uzağa taşınabileceğini gösteriyor. Ağaçların yaşları ve boyları arttıkça polen ve tohum üretimi de artıyor. 'Sahte' ağaçların yavaş yavaş doğal bitki örtüsünün yerini alması olasılığının kesinlikle ciddiye alınması gerekiyor.

Karmaşık Bağlar

Geçen yıl ilk defa bir ağacın, kavağın genetik şifresi çözüldü. Analiz sonuçlarını Science dergisinde yayımlayan araştırma grubu, on beş yıl içinde daha hızlı büyüyen, daha az su ve besinle yaşayan kavakların 'ağaç çiftliklerinde' büyüyebileceğini belirtti. Bu çalışmayla genetik değişimden geçirilen kavaklarla biyolojik yakıt üretme planları da gündeme geldi. Günümüzde daha çok mısır, soya gibi bitkilerden elde edilen biyoyakıt, özellikle ulaşım sektörünün enerji ihtiyacının karşılanması için en uygun alternatiflerden biri olarak görülüyor. Ne var ki, daha düşük maliyetli biyoyakıt üretimi gibi nedenlerle genetik mühendisliği yine devreye giriyor.

Amerika Tarım Bakanlığı, dallı darıdan (P. Virgatum) biyoyakıt üretmek için genetik çalışmalar yapıyor. Enerji, bitkiler üzerindeki gen çalışmalarında en önemli başlıklardan biri.
Haziran ayında Amerika Enerji Bakanlığı, ülkede üç ayrı biyoenerji araştırma merkezi kurulacağını açıkladı. Bu merkezler üniversiteler, laboratuvarlar ve bazı özel şirketlerin işbirliğiyle genetiği değiştirilmiş bitkilerden yakıt elde etmeye de çalışacak. Araştırma merkezlerinden birinin yöneticisi olacak Martin Keller, hedeflerinden birinin selüloz genlerini değiştirmek olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'Beş yıl içinde biyoyakıtların yapılma şeklini gerçekten değiştirmek istiyoruz.' Bakanlıktan yapılan açıklama, çalışmalarda başı çekecek kuruluşlardan Kaliforniya Üniversitesi'nden Doçent Ignacio Chapela ve diğer bazı bilim insanlarından tepki aldı. Chapela, üniversitede yapılacak biyoenerji araştırmalarının çok sayıda genetik olarak değiştirilmiş organizmanın dünyaya yayılmasına yol açacağı fikrinde.
Çalışmalar başladı bile. Biyoyakıt araştırma projelerinde görev alacak şirketlerden ArborGen, temmuz ayında okaliptüs ağacının genetik şifresini çözme çalışmalarına başlanacağını duyurdu. Okaliptüs ideal bir biyoyakıt kaynağı olarak görülüyor. ArborGen, Amerika'nın güneyinde bir test alanına normalden daha az odun özü (lignin) içeren, genleriyle oynanmış okaliptüs ağaçları da dikti. Kâğıt üretim maliyetini düşürmesi beklenen 'yeni' okaliptüsler, Sierra Club ve diğer bazı çevre örgütlerinden tepki alıyor. Okaliptüsün gen analizi birçok uluslararası kuruluşun katılımıyla yapılacak. Bu kuruluşlardan birine bağlı Avustralyalı araştırmacı Dr. Simon Southerton okaliptüse ilişkin bilginin artmasıyla, çevre ıslahının da olumlu yönde etkileneceğini düşünüyor.
Bir süreden beri bitkiler, ağır metal atıklarıyla kirlenmiş bölgelerin temizlenmesinde kullanılıyor. Bitkilerden bazıları, topraktaki zehirli maddeleri topluyor ve daha az zehirli hale dönüştürerek depoluyor. Örneğin Pteris vittata türü eğreltiotları, kısa sürede sudaki arseniği bünyesine alarak daha az zehirli hale getirip depoluyor. Bazı bilim insanları, arsenik depolayan eğreltiotundan alınan geni daha fazla soğurma yeteneği olan bir ağaca yerleştirme gibi yöntemlerle, metallerle kirlenmiş alanları temizleme yoluna gidiyor. Ancak genetik değişime uğramış bitkilerin, toprağı tehlikeli atıklardan arındırmada kullanılmasının birçok sakıncası olabilir.
Birkaç yıl önce bazı ağaçlara bakteri geni aktarılmış, topraktaki cıvayı toplayıp uçucu cıvaya çevirmeleri sağlanmıştı. Connecticut'ta test alanına bu ağaçların ekilmesinin ardından Western Ontario Üniversitesi'nden Genetik Profesörü Joe Cummins şunları söylemişti: 'Cıvayla kirlenmiş alanları bu bitkilerle temizleme yöntemi Kuzey Amerika'da geniş çapta uygulanırsa, Dünya atmosferindeki cıva oranı on yıldan daha kısa sürede iki katına çıkabilir.'
Yağmur ve karla havadan suya karışan cıva, mikroorganizmalarca organik cıvaya dönüştürülüyor, balıkların dokularında birikiyor ve sonuçta bu balıkları yiyen insanlara kadar ulaşabiliyor. Doğrusu canlılar arasındaki karmaşık ilişkiler göz önüne alınınca, organizmaları genetik olarak değiştirerek sistemlere müdahale etmek hiç de akıllıca görünmüyor. Bitki genlerinde yapılan, küçük gibi görünen bir değişiklik bile büyük sonuçlar doğurabilir

Selcen Pirge / Atlas Eylül 2007, sayı 174

EDİTÖRÜN NOTU
Atlas size doğayı anlatır, iyiliği anlatır, güzel olanı gösterir, çirkin olana da dikkat çeker. Bunun için geçmişin bilgelerini dinler, masallarını aktarır.
SARIKEÇİLİ GÖÇÜ
  22.08.08
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Sultan ve Vezir
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.