Araştırmanın bir başka ilginç yanı da 500 milyon yıldan da önce ortaya çıkan ilk hayvanlardan olan denizgülünün genomunun, meyve sinekleri ve solucanlarınkinden çok insan genomuna benzediğini göstermesiydi. Nisan ayında, James Cook Üniversitesi'nden Profesör David Miller ve ekibinin Genome Biology'de yayımlanan çalışmaları da en basit hayvanlardan sayılan mercanların insandan daha fazla gene sahip olabileceğine işaret ediyor. Miller ve ekibi bir süre önce insandaki müthiş karmaşık sinir sistemine ilişkin genlerin benzerlerinin mercanda da bulunduğunu keşfetmiş ve çok şaşırmıştı.
Kısa bir süre önce en basit organizmalardan sayılan tekhücreli amiplerin gelişigüzel hareket etmediği anlaşıldı. Princeton Üniversitesi'nden Liang Li'nin Amerika Fizik Derneği'nin ilkbahardaki toplantısında sunduğu araştırmaya göre amiplerin hareket tarzı küçük bir alanda daireler çizip durmalarını önlüyor; geniş bir alanı taramalarına, daha çok besine ulaşmalarına imkân sağlıyor. Aynı toplantıda konuşan Missouri Üniversitesi'nden Frank Moss, minik supirelerinin (Daphnia) yüzerken genellikle 36 derecelik dönüşler yaptığını açıkladı. Araştırmacıların yaptıkları hesaplamalara göre 36 derecelik dönüş açısı, supirelerinin belirli bir sürede en geniş alanı tarayıp en fazla besin maddesine ulaşmalarını sağlıyor. Georgia Teknoloji Enstitüsü bilim insanlarının sonuçları haziranda PNAS'ta yayımlanan çalışmasına göre Phaeocystis globosa türü tekhücreli planktonlar, yakındaki avcı türlerin yeme alışkanlıklarına göre 'büyüyüp küçülüyor'. Planktonla beslenen kirpikliler (Ciliata) küçük hücreleri yemeyi tercih ediyor; kopepodlar (Copepoda) ise büyük kolonileri. Deneyler, yakınlardaki kirpiklilerden yayılan kimyasalları algılayan planktonların koloni oluşturduklarını gösterdi; kopepodlardan yayılan kimyasallar ise yalnız hücreler olarak kalmalarına neden oldu. Araştırma grubundan Prof. Mark E. Hay, bu şekilsel değişimlerin planktonların yenme ihtimalini yaklaşık 100 kat azaltığını belirtiyor. Tekhücreli bir organizmanın civardaki 'düşman' türlerin varlığını sezip duruma göre farklı yönde hareket etmesinin kesinlikle şaşırtıcı olduğunu söylüyor.
Kuş Beyinliler
'Kuş beyinli sözünü iltifat olarak kabul edin.' Duke Ünivesitesi'nden nörobiyolog profesör Erich Jarvis böyle söylüyor. Yakın bir geçmişte 29 sinirbilimci, kuşların beyin yapısına ilişkin bilimsel terminolojinin değiştirilmesini önerdi. Bu bilim insanlarının arasında Almanya'nın Ruhr Üniversitesi'nde görev yapan dünyaca ünlü Türk bilim insanı Prof. Onur Güntürkün de bulunuyor. Sinirbilimciler, Nature Reviews Neuroscience'ta yayımladıkları makalede 'palaeo-', 'archi-' gibi 'ilkel' anlamını taşıyan öneklerle adlandırılan beyin bölgelerinin, aslında memelilerdekine benzer kompleks işlem merkezleri olduğunu gösteren birçok araştırmaya işaret etti.
Bir başka omurgasız, mantis karidesi (Stomatopoda) ise renk tonları arasındaki ince farkları bile ayırt edebiliyor. 'Mantis karidesinin gözleri gezegendeki tüm hayvanlarınkinden daha karmaşık. Ama neden bu kadar karmaşık gözlere ihtiyaçları olduğunu bilmiyorduk' diyor Kaliforniya Üniversitesi'nden Prof. Roy Caldwell. Bilim insanı, yakın bir geçmişte meslektaşlarıyla birlikte bu karideslerin insan gözüne görünmeyen polarize ışık sinyalleri ve flüoresan işaretlerle iletişim kurduklarını keşfetti. Araştırmalar, akvaryum camını kıracak kadar güçlü tekmeleri olan bu hayvanların 40 metre derinlikteki loş ortamda türdeşlerini bu özel sinyallerle tanıdıklarını gösteriyor. Bir türün bize pembemsi görünen vücut kısımlarına polarize bir lensle bakıldığında yanıp sönen parlak ışıklar görülüyor. Doğada herkes kendine özel gözlerle görüyor... Atlas Ağustos, sayı 173 |
















