ATLAS LOGO
Kasım 2008
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Cevren 
Basit ama Karmaşık

Geçtiğimiz ay ünlü bilim dergisi Science'ta ilginç bir araştırmanın sonuçları yayımlandı.

Araştırmanın bir başka ilginç yanı da 500 milyon yıldan da önce ortaya çıkan ilk hayvanlardan olan denizgülünün genomunun, meyve sinekleri ve solucanlarınkinden çok insan genomuna benzediğini göstermesiydi. Nisan ayında, James Cook Üniversitesi'nden Profesör David Miller ve ekibinin Genome Biology'de yayımlanan çalışmaları da en basit hayvanlardan sayılan mercanların insandan daha fazla gene sahip olabileceğine işaret ediyor. Miller ve ekibi bir süre önce insandaki müthiş karmaşık sinir sistemine ilişkin genlerin benzerlerinin mercanda da bulunduğunu keşfetmiş ve çok şaşırmıştı.

Dokunaçları arasında anemon balığının yüzdüğü denizgülü, 500 milyon yıldan bile daha önce ortaya çıktı. Ama son araştırmalar genomunun (Genetik şifrelerin tümü) meyve sineği ve solucanınkinden çok insana benzediğini ortaya çıkardı.
Jose Manuel Gelpi Diaz

Omurgasızların bağışıklık sistemlerinin ne kadar karmaşık olduğu da yeni yeni anlaşılıyor. Geçtiğimiz aylarda 240 bilim insanının çabasıyla genleri analiz edilen denizkestanesinin 'doğuştan' bağışıklık sistemiyle ilişkili gen sayısının insanınkinden 10-20 kat daha fazla olduğu açığa çıktı. Science dergisinde yayımlanan ve bilim dünyasında yankı uyandıran bu çalışmayı yürüten araştırmacılardan Dr. Jonathan Rast, denizkestanesinin bağışıklık sistemi için 'Akıl almaz derecede ayrıntılı' diyor. Yaklaşık iki ay önce de Avrupa Bilim Vakfı meyve sineklerini, kabukluları, deniz süngerlerini ve diğer omurgasızları inceleyen bilim insanlarının mikroplara karşı yeni moleküller keşfettiğini duyurdu. Örneğin meyve sineğinde yeni bulunan bir molekül 18 bin ayrı biçimde katlanabiliyor.
Kısa bir süre önce en basit organizmalardan sayılan tekhücreli amiplerin gelişigüzel hareket etmediği anlaşıldı. Princeton Üniversitesi'nden Liang Li'nin Amerika Fizik Derneği'nin ilkbahardaki toplantısında sunduğu araştırmaya göre amiplerin hareket tarzı küçük bir alanda daireler çizip durmalarını önlüyor; geniş bir alanı taramalarına, daha çok besine ulaşmalarına imkân sağlıyor. Aynı toplantıda konuşan Missouri Üniversitesi'nden Frank Moss, minik supirelerinin (Daphnia) yüzerken genellikle 36 derecelik dönüşler yaptığını açıkladı. Araştırmacıların yaptıkları hesaplamalara göre 36 derecelik dönüş açısı, supirelerinin belirli bir sürede en geniş alanı tarayıp en fazla besin maddesine ulaşmalarını sağlıyor.
Georgia Teknoloji Enstitüsü bilim insanlarının sonuçları haziranda PNAS'ta yayımlanan çalışmasına göre Phaeocystis globosa türü tekhücreli planktonlar, yakındaki avcı türlerin yeme alışkanlıklarına göre 'büyüyüp küçülüyor'. Planktonla beslenen kirpikliler (Ciliata) küçük hücreleri yemeyi tercih ediyor; kopepodlar (Copepoda) ise büyük kolonileri. Deneyler, yakınlardaki kirpiklilerden yayılan kimyasalları algılayan planktonların koloni oluşturduklarını gösterdi; kopepodlardan yayılan kimyasallar ise yalnız hücreler olarak kalmalarına neden oldu. Araştırma grubundan Prof. Mark E. Hay, bu şekilsel değişimlerin planktonların yenme ihtimalini yaklaşık 100 kat azaltığını belirtiyor. Tekhücreli bir organizmanın civardaki 'düşman' türlerin varlığını sezip duruma göre farklı yönde hareket etmesinin kesinlikle şaşırtıcı olduğunu söylüyor.

Kuş Beyinliler

'Kuş beyinli sözünü iltifat olarak kabul edin.' Duke Ünivesitesi'nden nörobiyolog profesör Erich Jarvis böyle söylüyor. Yakın bir geçmişte 29 sinirbilimci, kuşların beyin yapısına ilişkin bilimsel terminolojinin değiştirilmesini önerdi. Bu bilim insanlarının arasında Almanya'nın Ruhr Üniversitesi'nde görev yapan dünyaca ünlü Türk bilim insanı Prof. Onur Güntürkün de bulunuyor. Sinirbilimciler, Nature Reviews Neuroscience'ta yayımladıkları makalede 'palaeo-', 'archi-' gibi 'ilkel' anlamını taşıyan öneklerle adlandırılan beyin bölgelerinin, aslında memelilerdekine benzer kompleks işlem merkezleri olduğunu gösteren birçok araştırmaya işaret etti.

Kutu denizanaları karmaşık bir beyne sahip değil ama insan gibi kamera tipi gözleri var. Bu sayede yaşadıkları ortamda büyük nesnelere çarpmadan yüzebiliyorlar.
Dr. Anders Garm
Adelaide Üniversitesi Biyotaklit Görüş Laboratuvarı'ndan Dr. Russell Brinkworth ise şöyle söylüyor: 'Görmeye gelince, minik bir böcek beyni bile bugünün tüm yapay görüş sistemlerine üstün gelir.' Peki, bizimki gibi bir beyni olmayan ama bizim gözlerimiz gibi karmaşık, kamera tipi gözlere sahip kutu denizanaları (Cubozoa) nasıl görüyor? Kutu denizanaları, hızla 180 derecelik dönüşler yapabiliyor ve özel gözleri sayesinde önlerine çıkan engellere çarpmadan aralarından ustaca geçebiliyor. Kısa süre önce Dr. Anders Garm ve meslektaşları, Avustralya sularında yaşayan ve yaşam ortamlarında büyük taşlar, düşmüş ağaçlar gibi nesneler bulunan bu denizanalarıyla deneyler yaptı. Etraftaki nesnelerle ortam arasındaki kontrast arttıkça çarpışmadan daha iyi kaçındıklarını tespit ettiler. Dr. Garm, engelden kaçınmada renk kontrastının değil, ışık yoğunluğu kontrastının etkili olduğunu söylüyor. Bu, şu anlama geliyor: Kutu denizanası için en uygunu, çevresini siyah beyaz görmesi. Dr. Anders Garm ekliyor: 'Bizim elde ettiğimiz veriler de kutu denizanalarının renk körü olduğunu gösteriyor.'
Bir başka omurgasız, mantis karidesi (Stomatopoda) ise renk tonları arasındaki ince farkları bile ayırt edebiliyor. 'Mantis karidesinin gözleri gezegendeki tüm hayvanlarınkinden daha karmaşık. Ama neden bu kadar karmaşık gözlere ihtiyaçları olduğunu bilmiyorduk' diyor Kaliforniya Üniversitesi'nden Prof. Roy Caldwell. Bilim insanı, yakın bir geçmişte meslektaşlarıyla birlikte bu karideslerin insan gözüne görünmeyen polarize ışık sinyalleri ve flüoresan işaretlerle iletişim kurduklarını keşfetti. Araştırmalar, akvaryum camını kıracak kadar güçlü tekmeleri olan bu hayvanların 40 metre derinlikteki loş ortamda türdeşlerini bu özel sinyallerle tanıdıklarını gösteriyor. Bir türün bize pembemsi görünen vücut kısımlarına polarize bir lensle bakıldığında yanıp sönen parlak ışıklar görülüyor. Doğada herkes kendine özel gözlerle görüyor...

Atlas Ağustos, sayı 173

EDİTÖRÜN NOTU
Küresel ısınmanın ısıttığı yeryuvarlağımız şimdilerde küresel bir iktisadi krizin içine yuvarlanıyor. Bu krizin nedeni ile dünyamızın doğasının yok olmasının nedenleri aynı.
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Kuş Uçuşu Batı Anadolu
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.