|
Geçtiğimiz haftalarda 'eko-restorasyon' şirketi Planktos'a ait bir gemi, iki yıllık bir proje için Washington'dan yola çıktı. Weatherbird II adındaki gemi, Büyük Okyanus'a tonlarca toz demir dökecek. Aralarında sekiz bilim insanının bulunduğu on yedi kişilik mürettebat yolculuğuna devam ediyor. Bu projenin arkasındakiler, karbondioksit kullanarak fotosentez yapan planktonların çoğaltılmasıyla küresel ısınmanın yavaşlatılabileceği kanısında. Bitkisel planktonları demirle gübreleme yönteminin atmosferdeki karbondioksit düzeyini önemli ölçüde azaltabileceğini düşünüyorlar. Bu yöntem ne kadar akıllıca? Sorunun cevabını aramadan önce biraz bitkisel planktonlardan söz edelim. Çoğu gözle görülemeyecek kadar küçük olan bu minik organizmalar, küresel fotosentezin yaklaşık yarısını yapıyor ve bitkiler kadar çok karbondioksit soğuruyor. Seragazı olan karbondioksitin atmosferdeki seviyesini etkileyen bitkisel planktonların bir kısmı da ölünce dibe çöküyor. Böylece dokularındaki organik karbon deniz tabanına gömülüyor ve uzun süre atmosfere karışmıyor. Georgia Tech'teki araştırmacılara göre planktonlar, okyanusların üstündeki bulut oluşumlarını da çarpıcı biçimde değiştiriyor. Araştırmacılar onların saldıkları bir maddenin bulut damlacıklarının yoğunluğunu artırdığını düşünüyor. Bu da daha çok güneş ışınının uzaya yansımasına neden oluyor. Günümüzde çoğu atmosferbilimci, bulutların 'küresel soğutucu' etkisi olduğuna inanıyor.
Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nden Profesör Sallie W. Chisholm bu konudaki kaygısını şöyle dile getiriyor: 'Sistemin içinde ne olduğunu bilmeden onu nasıl kullanabiliriz? Okyanuslarda bizim anlayamadığımız çok çeşitli işlevler sürdürülüyor.' Oregon Eyalet Üniversitesi'nden okyanusbilimci Michael Behrenfeld, karmaşık ekosistemlerin değişimlere nasıl tepki vereceğini tahmin etmenin zor olduğunu belirtiyor. Kaliforniya'daki Moss Landing Deniz Laboratuvarları'ndan Kenneth Coale, katıldığı her deneyde bitkisel planktonların sayısında patlama olduğunu ama zehir üretebilen plankton türlerinin de çoğaldığını söylüyor. Scripps Oşinografi Enstitüsü'nden Tim Barnett, 'Büyük çaplı gübreleme, deniz yüzeyi ve derin sular arasındaki kritik sıcaklık farkını değiştirebilir ve bunun deniz canlılarına ciddi etkileri olabilir' diyor.
Yüz Bin Yılın Sırrı
Matematikçi Milutin Milankovitch, 20. yüzyılın ilk yarısında Dünya'nın yörüngesindeki değişimlerin iklimi değiştirebileceğini ve bunun izlerinin gezegenin jeolojik 'arşivinde' keşfedilebileceğini öne sürmüştü. Jeolojik kanıtlar son bir milyon yıl içinde buz devirlerinin aşağı yukarı 100 bin yıllık dönemlerde tekrarladığını gösteriyor. Dünya'nın Güneş çevresindeki yörüngesinin şekli yavaş yavaş bir daireden elipse dönüşüyor, sonra tekrar eski haline geliyor. Bu süreç de yaklaşık 100 bin yıl sürüyor. Birçok bilim insanı, buz devirlerinin yörüngedeki değişimlerle ilişkili olduğunu düşünüyor. Ancak, George Mason Üniversitesi'nden fizik profesörü Robert Ehrlich ve diğer bazı bilim insanları, bu değişimlerin buzullaşmayı tetiklemek için tek başına yeterli olmadığını iddia ediyor. Ehrlich'in yeni çalışmasına göre Güneş'in içinde de sıcaklığını yine aşağı yukarı 100 bin yıllık zaman cetvellerinde azaltan ve çoğaltan bir 'düğme' var. İşin ilginç yanı, bir süre önce deniz tabanındaki uzay tozlarını inceleyen Kaliforniya Teknoloji Üniversitesi araştırmacıları, uzay tozu miktarının da 100 bin yıllık döngülerle değiştiğini keşfetti. Kaliforniya Üniversitesi'nden Profesör Richard A. Muller, uzay tozlarının buz devirlerinin başlamasında etkili olduğunu öne sürmüştü. (Bu tozların atmosferde bulut oluşumuna yol açtığı düşünülüyor). Muller, Atlas'a şu anda uzay tozlarının buz devirlerini tetikleyip tetiklemediklerinden emin olmadığını söyledi. Ancak işin bir başka yönü daha var. Uzay kaynaklı tozlar, okyanuslarda zincirleme olayları başlatabilecek çok miktarda demir içeriyor. Demirin bir kilosu, plankton miktarında birkaç tonluk artışa neden olabiliyor. Uzay tozları, okyanusların üstünde bulut oluşturan, atmosferden seragazını çeken bitkisel planktonları çoğaltarak iklimi soğutmuş olabilir SELCEN PİRGE / Temmuz 2007, sayı 172 |

















