>
ATLAS LOGO
Ekim 2008
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Cevren 
Okyanusun İlaç Sandıkları

İnsan aklının alamayacağı karmaşıklıkta kimyasal bileşikler üreten deniz canlıları, ilaç yapımında yeni ufuklar açıyor. Birçok ağır hastalığın tedavisi okyanusların derinlerinde yatıyor. Bu konuda Atlas'a açıklama yapan Prof. Olivera 2007'nin bilim insanı seçildi, Prof. Harran ise antikanser maddenin yapısını çözmeyi başardı.

Boru şekilli süngerlerden deri hastalıklarında kullanılacak kimyasallar, antibakteriyeller, antikanser maddeler elde edildi. Araştırmalar sürdükçe daha birçok potansiyel ilaç ortaya çıkıyor.

Deniz süngerlerinden alınan kimyasallar kanserli hücrelerin çoğalmasını önlüyor. Tropik salyangozların zehrinden elde edilen maddeler şiddetli ağrıları dindiriyor. Hayat kurtaran antibiyotiklerden, kolesterol düşürücülere kadar birçok etkili ilacın kaynağı doğa. Geçtiğimiz ay, Boston'da yapılan BIO 2007 küresel biyoteknoloji konferansında konuşan Griffith Üniversitesi'nden Profesör Ron Quinn, biyolojik ürünlerin dünya nüfusunun yüzde 80'i tarafından kullanılan ana ilaçlar olduğunu söyledi. Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü araştırmacılarının mart ayında yayımlanan çalışmaları da 1981'den 2006 ortasına kadar piyasaya sunulan, kritik öneme sahip yeni ilaçların yaklaşık yüzde 70'inin doğadan geldiğini ortaya koydu.
Aspirinin kaynağı söğüt ağacının kabuğu, kanser tedavisinde yaygın olarak kullanılan Taxol'ün kaynağı porsuk ağacı. Bugüne kadar bitkisel maddeler ilaç endüstrisinde geniş bir yelpazede kullanıldı. Öte yandan son yıllarda yeni ilaçlar arayan bilim insanları, bitkiler gibi 'canlı kimyasal fabrikalar' olan deniz organizmalarına da yönelmeye başladı. Deniz canlılarının çok az bir kısmı farmakolojik özellikleri bakımından incelendi. Ayrıca okyanuslarda henüz tanımlanmamış çok sayıda canlının bulunduğu sanılıyor. Uzmanlara göre okyanuslar önümüzdeki yıllarda önemli hastalıkların çarelerini sunabilir.
İlaç araştırmalarına konu olan deniz canlıları arasında, çoğunlukla tropik sulardaki mercan resiflerinde yaşayan koni kabuklu deniz salyangozları da (Conidae) var. Bu hayvanlar avlarını zehir enjekte ederek felç ediyor, sonra yiyor. Her koni kabuklu salyangoz türünün zehri, sayıları iki yüzü bulabilen ve oranları değişebilen çok sayıda kimyasal bileşikten oluşuyor. Utah Üniversitesi'nden Profesör Michael McIntosh, su salyangozlarını hazine sandıklarına benzetiyor. Profesör McIntosh kısa bir süre önce aynı üniversiteden Baldomero Olivera'nın da yardımıyla, alzheimer gibi bazı beyin hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceği düşünülen yeni bir zehir bileşiği keşfetti.
Profesör McIntosh'un keşfettiği başka bir salyangoz zehiri de, morfinden 1000 kat daha kuvvetli bir ağrı kesici. Profesör Olivera, 'Bu, salyangozun zehirindeki yaklaşık 100 ayrı bileşikten biriydi' diyor. Deniz salyangozlarına ilişkin çalışmaları nedeniyle Harvard Üniversitesi'ne bağlı Harvard Vakfı tarafından 2007'nin bilim insanı seçilen Profesör Olivera, kendisiyle yaptığımız röportajda bize zehirlerin salyangozları avcı türlerden de koruduğunu tahmin ettiklerini söyledi.

Koni kabuklu salyangozun zehrinde yaklaşık yüz ayrı bileşik var; bunlardan biri morfinden 1000 kat daha kuvvetli bir ağrı kesici. Zehirdeki bir başka bileşiğin de alzheimer gibi beyin hastalıklarının tedavisinde kullanılabileceği sanılıyor.
Kanser de şifası denizlerde aranan hastalıklardan biri. Süngerlerde ve diğer bazı deniz canlılarında yaşayan bakterilerin ürettiği kimyasal maddelerin birçoğunun antikanser özelliği olduğu anlaşıldı. Son yıllarda doğada antikanser özelliği olan birçok kimyasalın keşfedilmesi, önümüzdeki yıllarda yeni tedavilerin ortaya çıkabileceği beklentisini doğurdu. Küçük şeffaf bir halkayı andıran tunikattan (Diazona angulata) elde edilen kimyasal da ümit vaat eden antikanser maddelerden biri. Sağlıklı hücrelere zarar vermiyor, kemoterapi gibi yan etkilere yol açmıyor. Teksas Üniversitesi araştırmacıları, 'diazonamide' adı verilen bu maddenin kanserli hücrelerin çoğalmasını nasıl önlediğini inceledi. Araştırma ekibinin başında bulunan Profesör Patrick Harran 'Diazonamide özel bir molekül, bize hayal ettiğimizden daha fazlasını öğretiyor' diyor. Bilim insanları, on yıldan fazla bir süre boyunca bu kimyasal bileşiği yapmayı denedi. Yakın bir geçmişte bunu başaran Prof. Harran Atlas'a, farelerle yapılan deneylerde diazonamidenin zararlı yan etkilere yol açmamasının müthiş bir şey olduğunu söyledi.

Doğal İlaçlara Dönüş

Avustralya'nın mercan resiflerinde doğal ilaçlar arayan Avustralya Deniz Bilimi Enstitüsü'nden Dr. Lyndon Llewellyn şöyle diyor: 'Bizim orada aradığımız, hayalini bile kurmadığımız yeni kimyasallar. Bu kimyasalları nasıl yapabileceğimizi düşünemiyoruz bile.' Llewellyn doğadaki canlıların ise bunları milyonlarca yıldır yaptığını ekliyor. Avustralya'nın önde gelen deniz kimyası uzmanlarından Dr. Chris Battershill de en küçük deniz canlısının bile çok karmaşık olduğunu belirtiyor ve ekliyor: 'Biyosentezledikleri kimyasallar bakımından akıl almaz karmaşıklığa sahipler.'
Deniz organizmalarındaki kimyasal maddelerin zengin ilaç potansiyeline sahip olduğu anlaşıldı. Ancak doğal bileşiklerin çok karmaşık olması, bazı araştırmacıların bu maddelerle çalışmaya isteksiz davranmasına neden oldu. Ticari ilaç üretimi için yeterli miktarda doğal etken madde elde edilemiyorsa ve bu maddelerin yapay olarak üretilmesi mümkün değilse, bu ilaç araştırma programının sona ermesi anlamına geliyor. Hem kimyagerler bu bileşikleri laboratuvarlarda yapay olarak üretebilseler bile bu çoğu zaman karmaşık süreçler gerektiriyor.
Amerika Ulusal Kanser Enstitüsü'nden Dr. David Newman, 1990'larda ülkedeki birçok ilaç firmasının doğayı temel ilaç kaynağı olarak kullanmaktan kaçındığını belirtiyor. Kendisine bu konudaki görüşlerini sorduğumuz Profesör Baldomero Olivera da Atlas'a 'Daha iyi olacağını düşündüler ama sonuçta istedikleri oranda ilaç geliştiremediler' dedi.
Birçok firmanın potansiyel ilaç kaynakları tükenmeye yüz tuttu. Bu da doğaya olan ilginin artması gerektiği fikrini öne çıkarıyor. Doğadaki araştırmaların azaltılması değil, aksine çoğaltılması gerektiğini savunan Dr. David Newman da böyle düşünenler arasında. Newman, kısa bir sure önce Reuters'e yaptığı açıklamada şöyle dedi: 'Bir kimyager Taxol'ü (porsuk ağacında bulunan, sonradan yapay olarak da üretilen kanser ilacı) görmedikçe, onu yapmaya asla akıl erdiremezdi.

Selcen Pirge / Haziran 2007,sayı 171

EDİTÖRÜN NOTU
Zekâtların çalındığı bu zamanın bezirgânları, istifledikleri paralarını hangi cennete, hangi kuryelerle havale edecek? Yalnızca masum balıkları ve bereketi değil, masumiyet ve saadeti de tüketen insanlar nasıl yaşayacak?
SARIKEÇİLİ GÖÇÜ
  07.10.08
KASLA GİT!
FOTOĞRAF SERGİSİ
Binbir Gece Masalları Sergisi
ABONELİK
HASANKEYF'E SADAKAT
Sıfır Yokoluş Gezileri
[ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
[ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
 
[ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
[ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
© Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
Imperia ile tasarlanmıştır.