ATLAS LOGO
Ocak 2009
DOĞA
MACERA
ARKEOLOJİ
DÜNYA
KÜLTÜR
GEZİ
ATLAS'TAN
ATLAS'ÇILAR
 
FORUMLAR
* 15. YIL
* Sıfır Yok Oluş
* Ziyaretçi Defteri
* Küresel Isınma
* Ormansızlaşma!
* İnsan Gücüyle
* Sarıkeçililer Yürümeli
HAKAN öGE

Giriş yap
Kullanıcı adınız:
Şifreniz:
Üye olmak için tıklayınız

Atlasdan ’ Daglarinatlasi 
Önceden bildirilen kaza

AĞRI'DAN DERSLER Ağrı Dağı'nda Sertaç Tümerdem'in ölümü tedbirsizlik, dikkatsizlik, eğitimsizlik gibi eksikliklerin ötesine geçen bir boyut taşıyor.

Ağrı Dağı'nda bir kaza daha yaşandı. Sertaç Tümerdem adlı bir dağcı yaşamını yitirdi. Keşke tedbirli olsaydı Sertaç. Keşke iki kişi tırmansalardı. Keşke dikkati elden bırakmasaydı. Keşke...

Ağrı Dağı gibi tek başına yükselen dağlarda rüzgarın hızı saatte 100 kilometreyi kolaylıkla geçebilir. Bu durum soğuğun etkisini eksi 90'lara taşıyabilir.
Dağ kazalarından sonra çıkartılan sonuçlar çoğu zaman bu çerçeveyle sınırlı tutulur. Oysa, bu kaza, keşkelerin ardından söylenenler gerçekleşip kişinin başına bir iş gelmese dahi, tartışılması gereken önemli bazı noktaların varlığına dikkat çekiyor.

Ağrı Dağı'na yaptığımız iki kuzey çıkışının ardından rota hakkında ayrıntılı bilgi talebiyle çok sayıda telefon aldık. Bir gün İzmir'den arayan bir hanım aynı talebi yöneltiyor, rota hakkındaki bilgileri bir gün sonra tek başına tırmanış yapacak arkadaşına ileteceğini söylüyordu. Tereddütsüz yanıtım vazgeçsin bu sevdadan şeklinde oldu. Bir süre sonra tekrar aynı kişi, arkadaşını kendisinin ikna etmesinin mümkün olmadığını, belki benim sözümü dinleyebileceğini söyledi. Bir süre sonra Sertaç aradı beni. Her şeyi ayarlamıştı Sertaç. Televizyona ve gazetelere demeçler verilmiş, valiyle görüşülmüş, yola çıkılmış ve sıra en sonunda, evet en sonunda rotayla ilgili bilgi almaya gelmişti. Projenin gerçekleşmesi için belirlenen süreye bu işin eğitimini sığdırmanın olanağı kalmamıştı. Sertaç, bana söylediği kadarıyla birkaç senedir kaya tırmanışı yapıyormuş, herhangi bir buz krampon eğitimi ve deneyimi yokmuş. Geri dön çağrılarının sonuçsuz kalacağı kesinleşince, rotayı tarif etmekten başka seçenek kalmadı benim için. İşin ciddiyetini vurgulamak amacıyla tehlikeleri abartarak ve en ufak bir tereddütte veya kötü hava olasılığında geri dönmesi gerektiği tembihleyerek bitirdim telefon konuşmasını.

İki gün sonra, İzmir'den arayan hanım, Ağrı'dan kendisine telefon eden Sertaç'ın yanındaki kişinin dağ hastalığına yakalandığını söylüyor ve ne yapması gerektiğini soruyordu. İzmir'e ilettiğim yanıt oradan Ağrı'ya ulaştırıldı. Yine iki gün sonra, İzmir'den gelen telefonda bu kez Sertaç'ın 4 bin 200 kampı sonrasındaki rotanın tarifine ihtiyacı olduğu söylenince böyle bir yöntemi artık sürdürmenin mümkün olmadığını, beni Sertaç'ın bizzat araması gerektiğini söyledim. Sertaç beni dağdan döndükten sonra aradı. Yaklaşık 15 dakika lisan-ı münasiple yaptığının ciddiyetini anlatmaya çalıştım Sertaç'a.

İki ay sonra, gazetede Sertaç'ın ölüm haberi yer aldı. Sertaç, gazetelerin yazdığına göre bu kez "intikam" türü sözler sarf ederek yeniden çıkmıştı dağa.

Vahamet düzeyine erişen konuların tartışılma ihtiyacı ölmüş birinin ardından konuşmanın sevimsizliğini fazlasıyla aşıyor. Sertaç için yapılabilecek bir şey kalmasa da, bundan sonra sadece dağcılık için değil, kestirme yollardan mesafe kat etmenin revaçta olduğu hemen her alan için dersler çıkartmak gerekiyor. Sorun tedbir, dikkat, delikanlılık vs. gibi konulardan çok daha büyük boyutlara sahip. Genel olarak dağcılık anlayışıyla ilgili.

İşin özünden önce sunuşuna ve pazarlamasına özen gösteren anlayış birçok alana yayılmış bir sapkınlık. Bu "işletmeci" mantığı dağcılığa sirayet ettiğinde ise sonuç kişinin yaşamının sonlanması veya başkalarının ölümüne yol açması olabiliyor. İnsan dağa ve dağcılığa farklı saiklerle bağlanabilir. Bunda aşılamaz, aşıldığı durumda ise kişiyi affetmeyecek sınırlar vardır. "İntikam" sınır ötesidir.

İyi sunulduğu durumda başkalarının gözünde kendisine değer kazandıracağı hesaplanan bir planın ekseni olmamalıdır dağcılık. Kahramanlara duyulan ihtiyaç, böyle bir boşluk yaratmıştır ne yazık ki. Bu boşluk farkında olunsa da olunmasa da, çok kişiye cazip geliyor.

UĞUR ULUOCAK

Yorumları okumak ve yeni yorum yazmak için tıklayınız

Son yazılar:
  • Uğur'u unutturmayın. (feyhan çetin, 28/04/08 01:35)
  • EDİTÖRÜN NOTU
    Önümüzdeki sayıda ve daha önümüzdeki sayıda Atlas ve okuru, Türkiye'nin doğasının korunması çabasında çok daha ön safta olacak. Yeni yılımız kutlu olsun!
    KASLA GİT!
    FOTOĞRAF SERGİSİ
    BTC HAM PETROL BORU HATTI
    ABONELİK
    HASANKEYF'E SADAKAT
    Sıfır Yokoluş Gezileri
    [ DOĞA | MACERA | ARKEOLOJİ | FOTOĞRAF | KÜLTÜR | GEZİ | DERGİ ]
    [ ATLAS'LAR | ATLAS'TAN | ATLAS'ÇILAR | TÜRKİYE HAR. | ANA SAYFA ]
     
    [ Gizlilik Politikamız | Bize Ulaşın | Künye ]
    [ İş Fırsatları | Dergi Abonelik ]
    © Bu site, Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.
    Sitenin isim ve yayın hakları Doğan Burda Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş.'ye aittir. Sitede yayınlanan yazı, fotoğraf, harita, illüstrasyon ve konuların her hakkı saklıdır. İzinsiz, kaynak gösterilerek dahi alıntı yapılamaz.
    Bu bir Doğan Burda Digital servisidir.
    Imperia ile tasarlanmıştır.