Karahindiba sarı çiçekli, 10-50 santimetre boylarında çok yıllık otsu bir bitki. Koparıldığında, kopartılan yerinden bitkinin özsuyu beyaz bir süt akıyor. Çiçekleri, geceleri ve yağmurlu günlerde kapanıyor. Avrupa'nın bazı ülkelerinde ve Hindistan'da tarımı yapılan türleri var ve bunların çiçek büyüklüklerinin çapı yedi santimetreye kadar varır. Tüm Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya olmak üzere dünyanın hemen her yerinde görülen yaklaşık 100 çeşidiyle kozmopolit bir tür Türkiye'de 49 çeşidi bulunuyor. En çok Ege ve Marmara bölgesinde yaygın olarak görülen karahindibaya Anadolu'nun diğer bölgelerinde de sık rastlanıyor. Halk hekimliğinde ilk olarak göz iltihaplarında ve hastalıklarında kullanılan ve güçlendirici, iştah açıcı, kan temizleyici, metabolizma uyarıcı, idrar söktürücü özellikleri bulunan bu bitki çeşitli alkoloidler içeriyor. Yapraklarındaki C vitamini zenginliğinden dolayı skorbütü önlüyor. En çok karaciğer ve böbrek hastalıklarında kullanılan karahindiba, karaciğer salgılarını artırması nedeniyle karaciğer yetersizliğinden meydana gelen cilt bozuklukları, egzama ve deri hastalıklarına da iyi geliyor. Çiçek saplarından şeker hastalığına karşı yararlanılıyor. Kan dolaşımını düzenlediği için romatizmaya iyi geliyor. Bal tadındaki pekmezi de her derde deva içerdiği asit nedeniyle bal yiyemeyen böbrek hastaları bile rahatlıkla tüketebiliyor. Uzun yıllar bayanlar tarafından yapraları ve kökleri kaynatılıp suyu kozmetik olarak kullanılmıştır. Deri hastalıklarının tedavisinde de yararlanılan bu su, cilde parlaklık vermesinden dolayı günümüzde de herbalistlerin vazgeçemediği reçetelerden biri. Kanada'da bira, Fransa'da çorba olarak tüketilen bu bitki, yurdumuzda, Ege ve Akdeniz bölgelerinde sebze olarak kullanılıyor. Cenk Durmuşkahya cdkahya@lycos.com |

















