2007 yılının Temmuz ayında Karadeniz Ereğli'ye gittiğimizde aslında asıl amacımız şehrin hemen yakınlarında yer alan kaleyi görmekti. Şehri biraz dolaştıktan sonra kaleyi de görmek için yola çıktık. Fakat sahil kenarındaki kordonboyu denilen güzergahta arabayla ilerlerken, gözümüz 'Cehennemağzı Mağaraları 2 km' yazan tabelaya takıldı. Ve o tarafın daha da yakın olduğunu düşünerek kaleden vazgeçip tabelayı takip ettik. Mağaraların bulunduğu alana yaklaşınca arabamızı yakın bir yere park ettik. Sonra da geri kalan yolu yürüyerek yolumuza devam ettik. Nihayet mağaraların bakımından sorumlu güvenliğin de yer aldığı ana girişe gelmiştik. Mağaralar 90'lı yılların ortalarında temizlenerek ve çevre düzenlemesi yapılarak ziyarete açılmış. İsmini hatırlayamadığım oradaki bir görevli de o yıllardan beri burayı gönüllü olarak koruduğunu söylüyordu. Daha sonra görevliyle yaptığımız kısa görüşme bitince mağaralara doğru yürümeye başladık.
İkinci mağara olan Cehennemağzı Mağarası ise; yeraltında bulunmakta. Girişi oldukça dar merdivenlerden oluşuyor. Merdivenlerden aşağıya inerken havanın da serinlediğini hissediyorsunuz. Dışarıda hava sıcak olduğu için bu yüzden içeriye girdiğimizde üşümüştük. Mağaranın içerisinde muhtemelen yeraltındaki suların meydana getirdiği bir de gölet bulunuyor. Ve yine diğer mağaralarda olduğu gibi bu mağaranın duvarlarına da aydınlatma oyukları yapılmış. Üçüncü ve son mağara da Ayazma mağarası; Yine bu mağara da geniş ve büyük bir salona sahip. Ve burada da bir gölet yer alıyor. İçi oldukça ürkütücü görünen bu mağaralar, geniş ışıklandırmalar sayesinde bizi dolaşırken karanlıktan kurtararak korkumuzu biraz olsun hafifletmişti. Mağaralardan dışarıya çıkınca bu kez ısınmaya başlıyorduk. Hava sıcaktı. İçeride fazla kalmamız, dışarıya çıkınca bize üşüdüğümüzü hissettirmişti. Bilindiği gibi mağaraların içi daima yaz mevsimlerinde soğuk, kış mevsimlerinde ise tam tersi sıcak olur. Yani her zaman yerüstünde (doğada) olduğu gibi, yeraltında da belli bir denge söz konusudur. Güvenliğe kadar yürümeye başladık Ve sonra ana girişe gelince orada gönüllü olarak çalışan görevli tekrar yanımıza geldi. Bize mağaraların fazla bilinmediğinden yakınıyordu. Biz de görevlinin söylediklerini dikkatle dinleyerek onu onaylıyorduk. Daha sonra yaptığımız bu kısa görüşme de bitince oradan ayrıldık. Cehennemağzı Mağaraları Ereğli'nin, Batı Karadeniz'in ve hatta Türkiye'nin tarihinin incelenmesi açısından önemli bir alan. Bu yüzden özellikle gezi için o bölgeye gidenlere tek tavsiyem; mağaraları görmeden geçmeyin! Çok değil, İstanbul'a sadece 280 ve Ankara'ya da sadece 300 kilometre. Yazı ve Fotoğraflar: Harun Agah Altay (konsopa_20@hotmail.com) / 1 Şubat 2010 |

















