Fakat barajların kurulmasından sonra ne gibi zararlı etkilerinin olduğu bilmeyiz veyahut bunu tartışmayız. İşte barajların kurulduktan sonra yaptıkları zararlar ve buna iki önemli tanık: Karadeniz'e suyunu boşaltan Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleri ve onların oluşturduğu deltalar...(altta)
Anadolu'da da özellikle Osmanlılar döneminden Cumhuriyet dönemine kadar içme suyu sağlamak amacıyla çeşitli bentler kurulmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra özellikle Ankara'nın içme suyunu karşılamak için Çubuk I barajı yapılmıştır. Daha sonra artan nüfus ve sanayi ile birlikte tüm dünya da olduğu gibi ülkemizde baraj yapımında bir hızlanma görülür. Barajlar yapay göl olarak da adlandırılabilirler, akarsu önlerinin yapay setlerle kapanmasıyla oluşan baraj gölleridir. Günümüzde önemli akarsularımız üzerinde birçok nedenle genellikle enerji sağlamak amacıyla birçok baraj yapılmıştır. Bunlara örnek vermek gerekirse; Fırat nehri üzerinde Atatürk, Keban, Karakaya ; Yeşilırmak üzerinde Suat Uğurlu, Hasan Uğurlu Kızılırmak üzerinde Hirfanlı, Altınkaya, Derbent barajı gibi. Günümüzde akarsularımız üzerinde 200'ü aşkın baraj bulunmaktadır Akarsular içinde sediment (toprak, kum, silt,kil ve çakıl) gibi bol miktarda malzeme taşınır. Akarsularla taşınan bu sedimentler su depolanma yapısı olarak adlandırılan barajların tabanında birikir. Bu sedimentler baraj göllerini doldurmakta ve depolanma kapasitelerini azaltmakta ve bunun bir sonucu olarak barajların ekonomik ömürleri kısılmaktadır. Elektrik enerjisi elde etmek için bu katı maddelerin bir yerde depolanması gerekmektedir; çünkü hidroelektrik santrallerinde türbünlenecek suların içindeki katı maddelerin arındırılmış olması gerekir. Aksi taktirde bu katı malzemeler türbin çarklarında önemli aşınmalar meydana getiriler. Su alma tesislerine giren çok miktardaki iri malzemeden dolayı tirbün kanatları ve diğer makine kısımlarının kullanılamayacak hale gelmesine neden olur. Buna örnek olarak 1937 yılında yapılan Çubuk I barajında bu şekilde bir hasarla kaşılaşılmıştır. Baraj yapmak bunlardan enerji sağlamak, taşkın kontrolü, tarım için su ihtiyacını karşılamak tabi ki ülkemizin ve tüm dünyanın önemli gereksinimlerinden biridir. Çünkü bunun en önemli sebebi sudan elde edilen enerjinin temiz bir enerji kaynağı olması ve aynı zamanda yenilenebilir bir enerji kaynağı olması nedeni yatmaktadır. Barajların sağlamış olduğu nitelikler tabi ki yadsınamaz bir gerçektir; ancak bunlar yapılırken doğal çevreye vereceği zararları hatta doğanın buna vereceği tepkiyi hesaba katmaz isek barajların bir çok faydası olduğunu bilmekteyiz. Barajların yapmış olduğu etkiye örnek vermek gerekirse özellikle Kızılırmak ve Yeşilırmak nehirleri üzerinde kurulan barajların bu nehirlerin deltasına verdiği zarar unutulmamalıdır. Kızılırmak ve Yeşilırmak Samsun sınırları içerisinde yer almalarından dolayı bunlara Samsun deltaları denilmektedir. Bu iki deltanın birbirine komşu olması özellikle benzer sorunlarla yani bu akarsular üzerinde barajların kurulması sonucu yapmış olduğu tahtibat nedeniyle birbirine benzemektedir. Bu nedenle bu iki akarsuyumuzu birlikte değerlendirme gereği duyduk.Deltanın tanımı yaparak bu iki akarsu üzerinde kurulan barajların yapmış olduğu etkilere değinmekte fayda olunacaktır. Delta ; akarsuların denize taşıdıkları malzemenin (kil, kum,çakıl) kıyıda birikmesiyle oluşur. Buradaki deltalar barajlar kurulmadan önce sürekli gelişmekte ve büyümekteydiler ve denizden kara kazanılmaya başlanılmıştı. Ta ki insan etkisiyle barajların kurulmasına kadar... Kızılırmak ve Yeşilırmak üzerinde kurulan barajların bu iki akarsuyun taşıdığı malzemelerin bu barajlarda birikmesi ve kıyıya yeterince malzeme gitmemesi nedeniyle kıyıda bir delta erimesi yani kıyı erozyonu meydana gelmektedir. Büyük hacimdeki malzemeyi denize taşıyan nehirlerin üzerinde barajların yapılması ve akışlarının kesintiye uğraması sonucu kıyının sürekli erozyona maruz kalması dünyanın birçok yerinde görüldüğü gibi bizim ülkemizde de görülen bir olaydır. Özellikle Kızılırmak nehri üzerinde 1987 de Altınkaya barajı ve 1991 de Derbent barajının kurulmasıyla bu barajlarda su ve ve malzemenin tutulmasıyla ırmağın ağız kısmındaki delta da artık bir gerileme başlamıştır. Aynı zaman da Yeşilırmak üzerinde Suat Uğurlu(1982) Hasan Uğurlu(1982) barajların tamamlanması Yeşilırmak deltasının gerilemesine neden olmaktadır. Kızılırmak 1960 yılına kadar karadenize 23,1 milyon ton/ yıl malzeme taşımakta idi. Hirfanlı barajının yapılmasıyla 18 miyon ton/yıl Altınkaya(1987) ve Derbent(1991) barajının faaliyete geçmesiyle Kızılırmak'ın taşıdığı malzeme bu barajlarda birikerek 0,46 milyon/tona düşmüştür. Bu nedenle kızılırmak deltasına yeterince malzeme gitmediğinden dolayı kıyıda bir erozyon meydana gelmekte Kızılırmak deltası sürekli küçülmeye erimeye başlamaktadır. Kızılırmak deltası artık büyümek yerine üçümle sürecine girmesi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Kıyıya kadar uzanan tarım alanları zarar görmeye başlamış, balık gölleri ve ırmak yatakları tuzlu deniz suyunun işgaline uğramıştır.
Akarsularla taşınan malzemenin su depolama yapılarında kapasiteyi azaltmasının yanında;verimli arazilerde birikerek arazinin değerini azaltma,toprağın infiltrasyon hızını azaltma,akarsu yatağını yükselterek taşkın riskini ve zararını artırmaktadır. Aynı zamanda kıyıya yeterince malzeme gitmeyince delta erimesi meydana gelmekte ve kıyı erozyonunu tetiklemektedir. Şüphesiz ülkemizin bir numaralı sorunu enerjidir. Fakat enerji elde ederken bir taraftan da yaşadığımız ortam korunmalıdır.İleride ülkemiz için baraj yapımıyla enerji tesisleri kazanılırken,deltalarda oluşabilecek erozyon ile toprak ve arazi kaybıyla uğrayacağımız zararlarda dikkate alınmalıdır aksi taktirde doğanın göstereceği bir tepkiye neden olacaktır kazanalım derken tamamen kaybetmiş olacağız. Bunun için yapacağımız bir yapay olayın doğal dengeyi nasıl etkileyeceği çok iyi düşünülmeli ve buna göre gerekli planlamalar yapılmalıdır.
KAYNAKÇA
* Aşağı Kızılırmak yapılan Altınkaya barajı yapılırlık raporu, cilt 1,kasım 1975 ,DSİ |















