Yazı ve Fotoğraflar: Pınar Yavuz
Kocaeli'nin Kandıra ilçesinin Sarısu mevkisinde yer alan Seyrek Yaban Hayatı Geliştirme Sahası da bu anlamda çalışmalar yürütülen bir yer. 15–16 Aralık 2007 tarihlerinde, Kocaeli İl Çevre Orman Müdürlüğünün Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü (DKMP) sınırları içerisinde yer alan bu sahada, yaban hayat envanter çalışması yapıldı.
Kırk sekiz kişilik bir ekip, 1077 hektarlık alanı taramak ve yaban hayatta yaşayan karacalar ile var olan diğer türleri de saymak için toplanmıştı. Kandıra ilçesinin Sarısu mevkiinde yer alan Seyrek Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında yapılan çalışmalara; İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'nden Yrd. Doç. Zeynel Arslan Gündoğdu, araştırma görevlisi Vedat Beşkardeş, araştırma görevlisi Akif Ketenci, DKMP Müh. Süheylâ Sümer,Orm.Müh.Metin Gürsoy, DKMP Şube Müd. Nevzat Algan'ın katılımı ve yönetimleri ile sürek bek metodu kullanılarak 'karaca' envanter çalışması yapıldı. Sürek-bek yöntemi; Araziye sık aralıklarla ve bir zincir şeklinde yayılan grup, gözlemleri sırasında gördükleri türü hemen en yakınındaki kişiye bildirmesi ile gerçekleşir. Bu bilgilendirme işlemi bir zincir şeklinde ilerler. Bu sistemle, tüm gruptakiler tek tek yer aldıkları mekândan aynı anda hareket ederler. Seyrek Yaban Hayatı Geliştirme Sahasında yapılan iki günlük araştırmada, toplam 12 adet karaca, 5 adet sülün, 8 adet çulluk, 2 adet çakal tespit edildi. Nesli azalan ve yok olma tehlikesi altında olan değişik türde kanatlı ve memeli av hayvanlarının üretilmesini sağlamak ve uygun yaşama ortamı özelliği gösteren yerlerde doğaya yerleştirmek üzere kurulan Yaban Hayvanı Üretme İstasyonlarının çalışmaları sürdükçe, bu türlerin nüfusu yok olma tehlikesi yaşamayacaktır. Üretme İstasyonları bu türler için önemli bir görev üstlenmiştir. Bu çalışmalar sonucunda işlevini gerçekleştiren pek çok geyik üretme istasyonunda üretilen geyikler de uygun doğal yaşam alanlarına yerleştirilmektedir. Geçtiğimiz günlerde, üretme istasyonlarından geitirilen 24 adet geyik de Kocaeli -Kartepe ormanlık alanına bırakılmıştır.
'Kırmızı listeye' alınan pek çok sayıda türün yok olma tehlikesi altında olmasının tek sebebi, insanoğlunun bilinçsizce doğayı tahrip etmesidir. Yapılan olumlu çalışmalar da her ne kadar doğayı korumak adına olsa da, günün birinde doğa bu yapbozdan sıkılacak ve ona sunduklarımızı artık almayacak. Doğa koruma faaliyetleri; doğal kaynakları, tüm bitki ve hayvan türleri çeşitliliğini ve bunların sürekliliğini koruması anlamını taşır. Bu anlamdaki uluslar arası sözleşmeler ve yönetmelikler şöyledir; 1- RAMSAR Sözleşmesi: Özellikle su kuşları yaşama ortamı olarak uluslararası öneme sahip sulak alanlar sözleşmesidir. Ülkemizde 30 Ocak 2002 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 2- BERN Sözleşmesi: Avrupa'nın yaban hayatı ve doğal yaşama ortamlarını koruma sözleşmesidir. 3- CITES Sözleşmesi: Nesli tehlikede olan yabani bitki ve hayvan türlerinin uluslararası ticaretine dair sözleşmedir. 4- Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi: Biyolojik çeşitliliğin korunması. 5-Avrupa Peyzaj Sözleşmesi 6-Bükreş Sözleşmesi: Karadeniz çevresinin korunması amacıyla oluşturulmuştur. Yönetmelik olarak Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ve CITES Yönetmeliği uygulanmaktadır. Sağlanan koruma programları ve bunların düzenli olarak yürütülmesi doğa adına olumlu adımlar atılıyor olmasının yanı sıra, bu doğayı paylaşan biz insanlar için de yaşanılası bir dünyaya sahip olmamızı sağlamakta. Bilinçli bir toplum, doğada var olan diğer canlıların yaşamını da kendi yaşamını önemsediği gibi önemser. Bilinçli bir gelecek, bilinçli bir toplum elde etmek için de her bir bireye görevler düşüyor. Bilinçlenmemiz için okumamız ve araştırmamız gerek. Bunun için sizlere Orta Doğu Teknik Üniversitesi Biyoloji bölümü öğretim görevlisi Sargun Ali Tont'un 'Sulak Bir Gezegenden Öyküler' kitabını öneriyorum. 1997 yılında çıkan bu kitabı okumamışlarınız varsa, 2008 yılı için sizlere önerebileceğim en güzel yeni yıl hediyesidir. 2008'de doğaya olan görevlerimizi yerine getirmek ümidiyle… Pınar Yavuz / Ocak 2008 |














