Bu süreçte Maliye, Milli Savunma, Tarım Bakanlıkları, siyasi partiler, tarım ve madencilikle ilgili meslek kuruluşları ve çeşitli STK'ler olumlu veya olumsuz görüşlerini belirterek tartışmaya katıldılar. Ancak Kültür Bakanlığı'ndan, arkeolog ve sanat tarihçilerinin oluşturdukları meslek kuruluşlarından henüz konuyla ilgili kapsamlı bir program ortaya konmadı. Sözkonusu sınırların mayınlanması yüzlerce höyük, düz yerleşme ve benzeri tarihi sit alanını içine almış ve kaderlerini etkilemişti. Aslında sorun yalnızca mayınlı arazilerle de sınırlı değil. 2000'li yılların başlarına kadar geçerli olan ülkemiz sınırlarıyla ilgili yasalar ve ilgili askeri yönetmelikler sınırlara üç kilometreye kadar yakın arazilerde fotoğraf çekerek, ölçüm, çizim yaparak bir araştırma yapmaya ya hiç izin vermiyor ya da çalışmayı çok katı kurallara bağlıyordu. Bu yüzden mayınlı arazileri de aşan geniş bir sınır bandındaki kütür varlıklarımızla ilgili ciddi bir envantere ve bilgiye sahip değiliz.
Bu yerleşimler içerisinde İlk Tunç Çağı'ndan Roma İmparatorluğu'na kadar geçen sürede bölgede her zaman sosyopolitik öneme sahip olan Karkamış'ın tek başına bilimsel araştırmalara açılabilmesi bile arkeoloji dünyasının büyük rüyasıdır. Modern tarım, hızlı endüstrileşme ve eski eser kaçakçılığının tetiklediği tahribat gözönünde bulundurulursa; güneydoğu sınırımızda kalan sit alanlarının doksan yılı aşkın bir süre boyunca tahribatlardan uzak tam bir koruma altında kalması, bu sürecin tek iyi yanı olarak değerlendirilebilir. Ayrıca sınır boyları kamusal arazi olduğu için pek çok örenyerinde sorun yaratan özel mülkiyet konusu bu yerler için geçerli değildir. Bu da olayın bir başka olumlu boyutudur.
Bu yüzden yasa şu veya bu biçimde uygulamaya girmeden, dolayısı ile araziler tarıma açılmadan tüm sınır bölgesinde kapsamlı bir yüzey araştırması yapılıp, örenyerlerinin envanteri çıkarılarak tescilleri yapılmalı ve tarımsal çalışmaların dışında tutulmalı. Bu konuda ekiplerin oluşturulması, finansmanın sağlanması gibi etmenler gözönüne alındığında çalışmaların hızla başlatılması Anadolu kültür tarihi açısından oldukça önemli bu coğrafyada kayıpların önüne geçilmesi bakımından büyük önem taşıyor. Atlas Temmuz 2009, sayı 197 |















