Müze arkeologları, Sirkeci Garı'nın arkasındaki Osmanlı dönemi temel kalıntılarının kaldırılmasıyla deniz seviyesinin altında, Orta Bizans'a (olasılıkla 11. yüzyıl) tarihlenen bir yapı grubuyla karşılaştı. Müzenin verdiği bilgiye göre bu dönemin ilk sivil mimari örneğini oluşturan grup, daha sonraki dönemlerde yapılan eklemelerle farklı amaçlarla kullanılan yapılardan oluşuyor. Ancak liman bölgesine yakınlığı nedeniyle yapıların, depo ve işlik olarak kullanılmak amacıyla inşa edildiği sanılıyor.
Her iki alanda da göze çarpan en önemli şey, antik yapıların kazı alanı dışında da devam ediyor olması. Arkeologlar ancak proje için istimlak edilen ve kendilerine ayrılan alanda araştırma yapabiliyor. Proje sınırlarını belli eden beton diyafram duvarları, kısmen ortaya çıkarılan yapıların üzerine oturuyor. Gelgelelim bilimsel açıdan önemli ve göz doldurucu bu yapı grubunun taşınması söz konusu. Bölgeden sorumlu IV Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, Doğu Şaftı olarak isimlendirilen Bostancıbaşı kazı alanındaki yapıların taşınmasına karar verdi. Kurulun, garın arkasındaki yapı grubu için de aynı kararı vermesi bekleniyor. Uzmanlar, günümüzden bin ile 1500 yıl öncesine tarihlenen yapıların bir başka yere taşınmasını gerçekçi bir çözüm olarak görmüyor. Mimarinin bir başka yerde tekrar bir araya getirilme ihtimali çok düşük olduğu gibi, yapılar özgün yerinden kaldırılacağı için büyük ölçüde anlamını yitiriyor. Marmaray örneği, İstanbul gibi tarihi bir kentte yapılması öngörülen makro projelerin tasarlanması sırasında kültürel geçmişin yeterince hesaba katılmadığını gösteriyor. Bu tür projelerde geri dönüşü olmayan bir aşamaya gelinmesi koruma kurullarını da çaresiz bırakıyor. Marmaray kazılarının hemen her noktasında ve her aşamasında karşılaşılan ikilem bugünlerde Sirkeci'de yaşanıyor. Kent merkezinde uzun yıllardır başka arkeolojik kazı yapılmadığı ve imar ve ulaştırma projeleri dışında da bu imkân var olmadığı için keşfedilen buluntular son derece değerli. Ancak ne arkeologlar proje için kendilerine ayrılan alanı aşabiliyor ne de keşfedilenler, taşınabilir küçük buluntular dışında muhafaza edilebiliyor. Görünen o ki, İstanbul kentinin kurulduğu tepenin eteklerinde yer alan Sirkeci'deki bu görkemli Bizans mahallesi için de durum değişmeyecek. YAZI VE FOTOĞRAFLAR: GÖKHAN TAN / Atlas Temmuz 2009, sayı 196 |















