|
EŞEN ÇAYI'NIN OLUŞUMU VE GELİŞİMİ
Eşen Zürafası
Eşen Çayı, bir çöküntü alanına yerleşmiş, Akdeniz'e boşalan bir akarsudur. Eşen Havzası olarak adlandırılan çöküntü alanın biçimlenmesi, Miyosen Devri'nin sonlarına dayanır. Bu alan, Toros Dağları'nın oluşum ve gelişimiyle de doğrudan ilişkilidir; bu sürecin en son evresinin ürünüdür.
|
|
Eşen'de bulunan ilkel zürafaya benzeyen bir tür Prolibytherium magnieri. Onun da boyu yaklaşık bir metreydi.
|
|
Eşen Havzası, Batı Toros Dağları'nın tepesindeydi; 15 kilometre genişliğinde ve 30 kilometre uzunluğundaydı; içinde akarsu ve göl tortulları yer alıyordu. Günümüzde Eşen Çayı boyunca arazide görülebilen tortulların en alt kesimlerinde ilkel bir zürafa (Artiodactyla Giraffidae - Palaeotragus rouenii) fosili bulundu. Fosil, havzanın 10.8-7.3 milyon yıl önce çökmeye/oluşmaya başladığını ve bölgenin göreceli nemli ve fazla engebeli olmayan ormanlık bir alan olduğunu gösteriyor. Bu zürafa türünün yaşadığı zamanın ardından, yaklaşık 5.9-5.4 milyon yıl aralığında, tüm Akdeniz kuşağında 'Messiniyen Kuraklık Olayı' olarak bilinen büyük bir kuraklık dönemi yaşandı. Etkileri Eşen Havzası'nda da görüldü. Ama daha sonra yağışlı bir dönem başladı ve buna eşlik eden tektonik çökmeyle güneybatı Anadolu'da birbiriyle bağlantılı büyük göller meydana geldi. Bu göller yaklaşık 1.8 milyon yıl öncesine kadar vardı; geçen zaman süresinde tortullarla dolarak sığlaştılar. Bölge aynı zamanda 1.8 milyon yıl önce faylarla da parçalandı ve yöreye yerleşen Eşen Çayı günümüze kadar Akdeniz'e akmaya devam etti. Ancak bu akış hep aynı şekilde olmamıştır. Bölgenin çökmeye devam etmesine bağlı olarak akarsu yatağı gittikçe derine kazınmış ve böylece akarsuyun şekli olgunlaşmaya doğru gelişmiştir. Bu derine kazınma başlıca üç ayrı dönemde meydana gelmiştir ve bu dönemlere ait akarsu tortulları, üst yüzeyleri düzleşmiş platolar olarak üç ayrı akarsu taraçası şeklindedir. Bu taraçalardan en eski olanına ait tortullar Eşen Çayı'nın kuzey kesiminde, Ören-Araplar yöresinde, deniz seviyesinden 1000 metre yükselikte, Saklıkent'te ise 150 metre yükseklikte görülebiliyor. Aynı devirde oluşan ve az çok aynı yükseklikte olması gereken bu tortullar arasındaki 850 metrelik yükseklik farkı dikkat çekiyor; bölgedeki bu fark en azından 1.8 milyon yılda meydana gelmiştir.
|
|
Eşen Çayı boyunca arazide görülebilen tortulların en alt kesiminde ilkel bir zürafa (Palaeotragus rouenii) fosili bulundu. Fosil, havzanın 10.8-7.3 milyon yıl önce oluşmaya başladığını ve görece nemli bir ormanlık olduğunu gösteriyor. Fosille ilgili tanımlamaları Dr. Gerçek Saraç (Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü) ve Dr. Serdar Mayda (Ege Üniversitesi Doğa Tarihi Müzesi) yaptı.
|
|
Bu taraçalar, akarsu işlevleriyle düzleştiği için antik dönemlerde olduğu gibi günümüzde de yerleşim ve tarım alanları olarak kullanılıyor. Özellikle Ksanthos antik kenti en genç ve en alçakta duran birinci taraça üzerinde, Pinara antik kenti ise en yaşlı ve en yüksekte duran üçüncü taraça üzerinde yer alıyor. Günümüzde Ksanthos antik kenti ile Kınık yerleşimi arasından geçen yaklaşık doğu-batı uzanımlı bir fay Eşen Çayı'nı derine kazımaya devam ettirdiği gibi, Letoon antik kentini de bu akarsuyun tortulları içine gömmüştür. Günümüz Eşen yerleşimi ise geniş yerleşim ve tarım alanlarına olanak verecek şekilde, ikinci ve en geniş yayılıma sahip taraça üzerinde bulunuyor. Muhteşem Saklıkent Kanyonu'nun ise benzer şekilde, taraçaları biçimlendiren tektonik çökmeleri meydana getiren faylar nedeniyle, Eşen Çayı'nın büyük kolu Kocaçay'ın göreceli hızlı derine kazınmasıyla oluşan bir doğa harikası olarak ilgimizi çekiyor.
YAZI: YARD. DOÇ. DR. MEHMET CİHAT ALÇİÇEK, PAMUKKALE ÜNİVERSİTESİ MÜHENDİSLİK FAK., JEOLOJİ MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ
Atlas Haziran 2008 / sayı 183
|
|