Anasayfa    Tatil       PETERSBURG: 300 YILLIK GÖRKEM

PETERSBURG: 300 YILLIK GÖRKEM

Tamamen Avrupa mimarisiyle. Bu kentte yaşayan Dostoyevski, Yeraltından Notlar romanında St. Petersburg'u dünyanın en yapay kenti olarak anlatır. Petro, tüm ülkeyi batılılaştırmayı istemişti. Onlar gibi giyinmek, onlar gibi yaşamak, onlar gibi eğitilmek, onların takvimini kullanmak, onların dilini öğrenmek...

Sanırım dünyada pek az kent kısa sürede St. Petersburg kadar isim değiştirmiştir. Herkesin ''büyük'' bizimse, neden bilinmez (belki çok çabuk öfkelendiği, papazların sakallarını kestirmeye gücü yetmediğinden serflerin sakallarını devlet zoruyla kestirdiği ya da bir oturuşta şişelerce votka içerek cinsel iştahı kabardığında çevresindekilere kadın erkek gözetmeden saldırdığı için) ''deli'' sıfatını yakıştırdığımız Rus Çarı I. Petro ülkesini Avrupa'ya açarken kuzeyde, Neva'nın Baltık Denizi'ne döküldüğü bataklık bölgede yoktan (yüz binlerce ırgat, savaş tutsağı ve kölenin ölümü pahasına) yeni bir başkent var etti. Ve Rusya'nın yeni başkenti halkın kısaca ''Piter'' dediği azizin adıyla anılır oldu.
Petro'nun kenti, Bizans artığı Moskova'dan çok farklıydı. Soğan biçiminde rengârenk kubbeler, ahşap yapılar, Ortaçağ'dan kalma dar sokaklar yoktu burada. İtalyan mimar Domenico Trezzini, Neva'nın deltasına serpilmiş adalar üzerine kenti kurarken caddeleri cetvelle çizmiş, sarayların yüksekliğini Petro'nun bizzat kendisi saptamış, granit taşından rıhtımlar, Avrupa kentleri, özellikle de Amsterdam örnek alınarak mümkün olan en rasyonel biçimde inşa edilmişti. Peter ve Paul Kalesi'nin ilk taşını çar kendi elleriyle yerleştirmişti bataklık araziye. Temelleri su basmasın diye milyonlarca tahta kazık teker teker çamura çakılmış, Neva ve kolları Bolşaya ile Malaya'nın suladığı topraklar neredeyse Ladoga Gölü'ne dek sağlamlaştırılmıştı. Moskova'nın Bizans taklidi kubbeleri, Barok kiliselerin puslu gökyüzünü delen altın kaplama ''chpitz''lerine (oklara) bırakmıştı yerini. Devlet otoritesi artık bu sivri kulelerde simgeleşiyordu, Ortodoksluğun soğan kubbelerinde değil. Petro'nun tebaasından çok sevdiği gemiler de öyle, kanallar boyunca süzülüyor, yelkenleri kuzey rüzgârıyla şişince limandan demir alıp engine açılıyorlardı.
Yirmi yıl önce geldiğimde kent, Ekim Devrimi'nin lideri ve Sovyet devletinin kurucusu Lenin'in adını taşıyordu. Yani Leningrad'dı. Komünizmin çöküşünden sonra, yapılan referandum sonucu yeniden St. Petersburg oldu. Yirmi yıl önce Brejnev döneminde, Sovyet Yazarlar Birliği'nin davetlisi olarak, bugünkü gibi uçakla değil (o zamanlar, kümes hayvanlarını kolhozlarda satmak üzere köylüler biniyordu uçağa, nomenklatura ise uzak mesafeleri, semaver ve votka servisinin yapıldığı birinci mevki yataklı vagonlarda kat ediyordu) gece treniyle gelmiş, gelir gelmez de Evropeskaya Oteli'ne yerleşmiştim. Kentin en lüks otellerinden biriydi. ?imdi Kempinski zincirine eklenmiş, fiyatlar neredeyse ona, hatta yüze katlanmış. Değil kalmak, yanından bile geçilmiyor. Özcan'la daha alçakgönüllü bir otele, Sovyet günlerinden yadigâr Sovetskaya'ya attık kapağı. İlk gelişimde rehberliğimi şimdi Rusya'nın İstanbul konsolosu olan, o zaman Moskova Radyosu Türkçe Yayınlar Bölümü'nde görevli Natalya yapıyordu. ''Emin ellerde'' sayılırdım. Resmi bir program hazırlamışlar, bir saat olsun boş zaman bırakmamışlardı. Onların uygun gördüğü yerlere gidip onların görmemi istedikleri şeyleri (bu arada elbette müzelerle yazar evlerini) görmem gerekiyordu. Programda Ekim Devrimi'nden beri Kışlık Saray'ın karşısına demirlemiş üç bacalı Avrora zırhlısıyla çarların yazlık saraylarının bulunduğu Puşkin köyü de vardı.

Karlar altındaki Senato Meydanı, senato binasının 1763'te buraya taşınmasıyla bu adı aldı. Ancak bir yüzyıl sonra Dekabrist (Aralıkçılar) Ayaklanması burada başladı ve meydanın adı da değişti: Dekabrist Meydanı. Ekim Devrimi yürüyüşü de bu meydanda sona erdi. Meydanı süsleyen ve 1782'de Etienne Falconet tarafından yapılan Bronz Süvarı anıtı da kentin sembollerinden.
Hizmetime bir araba ve şoför verdikleri için birkez olsun metroya binememiş, tiyatro ya da bale çıkışlarında, gece geçvakit rıhtımlar boyunca tek başıma yürümüş, kuytu avlulardan, karlı veıssız alanlardan, fenerlerinin ölü ışığı Neva'ya vuran taş köprülerdengeçmiştim. Demir korkulukları bekleyen aslanlar ve şaha kalkmış atlarınçıplak seyisleri karanlıkta belli belirsizdiler. Görkemli sarayların,Barok kiliselerin, en az Versailles'ın bahçeleri kadar geometridennasibini almış parkların ardındaki yoksulluğu da keşfetmiştim bu geceyürüyüşlerinde. Kuytu avlulara bakan eski yapıların dar ve soğukodalarında insanlar iç içe yaşıyorlardı. Donmuş kanallar boyunca evlerinpencereleri, Dostoyevski kahramanlarının ruhları kadar karanlıktı.Seyir Defteri'ne ayaküstü şu satırları yazdığımı anımsıyorum:
''EvropeskayaOteli'nde kalıyorum. Penceremden beyaz sütunları, sarı badanalıduvarlarıyla tarih müzesi görünüyor. Ve küçük parktaki Puşkin heykeli.Bu akşam Travyata'yı seyredeceğiz. Ama Leningrad'la ilgili düşlerimdeyalnızca Dostoyevski var. St. Petersburg'un kanallarını, evlerin heyulagibi uzayan gölgelerini, Petraçevski'nin arkadaşlarıyla birliktehapsedildiği kaleyi düşünüyorum. Suç ve Ceza'yı yeniden okuyacağımParis'e döner dönmez. Raskolnikov'un daracık odasında yaşadığıkarabasanı yıllar önce İstanbul'da, evimizin karanlık bir avluya bakanarka odasında ben de yaşamamış mıydım? Leningrad'la ilgili bir öyküyazmalıyım. Neva Irmağı'nı, Dostoyevski'nin sürgünden dönüşüyle Avrorazırhlısının Kışlık Saray'ı topa tutuşunu anlatan, daha doğrusu buunsurlardan yola çıkarak Leningrad kentinde yalnız, yapayalnız dolaşanbir Türk yazarının zihninden geçenleri, kentin tarihiyle yazarınİstanbul'da yaşadığı devrimci dönemin ortak imgelerini dile getiren biröykü.''

Neva Nehri'nin karşı kıyısı, Petrograd Adası. Çarlık Rusya'sının siyasi mahkûmları için hapishane olarak kullanılan Peter ve Paul Kalesi'nin önünde uzanan kumsal kışın daha tenha.
Dönüşte yazdım bu öyküyü, adını da''Raskolnikov'un Odası'' koydum. O zaman St. Petersburg yazınsalçağrışımlarına kapıldığım, mimari dokusunda Puşkin'in, Gogol'ün, ille deDostoyevski'nin dünyasından izler aradığım bir kentti. Oysa şimdi,yirmi birinci yüzyılın başında, geçen yüzyılın kuşkusuz en önemlitarihsel olayı sayılabilecek, bir bakıma tüm dünyanın kaderinibelirleyen Ekim Devrimi'nin, 12 Mart günlerinde elimizden düşürmediğimizJohn Reed'in ünlü kitabına atıf yaparak söylemek gerekirse DünyayıSarsan On Gün'ün izlerini bile bulmak mümkün değil. Gerçi Lenin'inheykelleri alanlardan kaldırılmamış, belki de St. Petersburg bir dönemadını taşıdığı Bolşevik liderin anısını yaşatan tek Rus kenti. Onu,Finlandiya İstasyonu'nda, sürgün dönüşü çevresini sarmış işçi, köylü veaskerlerle birlikte betimleyen bir duvar resmi bile var. Başının keliniörten ünlü kasketi, kolalı beyaz gömlek ve kravatıyla biraz öne doğrueğilmiş tüm iktidarın Sovyetlere verilmesini istiyor. Az sonra, NâzımHikmet'in ''Petrograd 1917''de yazdığı gibi ''Neva Nehri'nde buzlarkızarırken/ Onlar çocuk gibi iştahlı/ rüzgâr gibi cesur/ Kışlık Saray'agirecekler/ Ve demir, kömür ve şeker/ ve kırmızı bakır/ ve mensucat/ vesevda ve zulüm ve hayat/ ve bilcümle sanayi kollarının/ ve küçük vebüyük ve Beyaz Rusya ve Kafkasya ve Sibirya ve Türkistan/ ve kederliVolga boylarının/ ve şehirlerin bahtı/ bir şafak vakti değişmiş olacak/Bir şafak vakti karanlığın kenarından/ karlı çizmelerini onlar/ mermermerdivenlere bastığı zaman''.

Ne var ki Lenin'in Smolni'dekikarargâhında hazırladığı (''Kışlık Saray''da ''Kerenski/ Smolni'deSovyetler ve Lenin/ Sokakta karanlık/ kar/ rüzgâr/ ve onlar'' diyeyazıyordu Nâzım!) ve bizlere bir halk devrimi gibi anlatılan Bolşevikayaklanmasının üzerinden yıllar geçti. Nice sular aktı St. Petersburg'unköprülerinin altından.


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: NEDİM GÜRSEL
Fotoğraflar: ÖZCAN YÜKSEK


1 2
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?