Anasayfa    Okurlardan       Gün Doğmadan Gündoğan

Gün Doğmadan Gündoğan

Evimden çıkıyorum(Küçükbük Koyu) ve bugünkü rotam Gündoğan. Yürüyerek gideceğim, sadece bir koy arkamda kalıyor. Yaklaşık olarak da 20 dakika sürer.Gündoğan'a yüzerek de gidiyorum. Tek ben değil Küçükbük'te herkes yüzerek gider Gündoğan'a. Hem spor oluyor hem de dinlendiriyor.
Gündoğan'nın yarımadaya uzaklığı 18 km. İÖ 4 yüzyıla dayanan zengin bir tarih dokusu var. Antik Çağ'da Farilya adı ile bilinir. Vara adı ile kurulmuştur. Şu anki adını güneşin doğuşu olarak almaktadır. Yani burada güneş manzarası harika. Sahile uzun ağaçlı, dar ve tek yönlü bir yoldan iniyorum. Gündoğan'a girişimi yaptım ve o kazan ben kepçe dolaşacağım. Günün erken saatleri olduğundan karşıma çıkan limanı balık kokuları sarmış. Kediler burada balıkçılara masum bakışları, balıklara hain bakışları ile de her şeyi anlatıyor aslında. Balıkçı teknelerinin önünde kediler olduğu kadar insanlar da var. Tavada pişirildiğinde kuyrukları kalkacak kadar taze balıklar. Gündoğan'dan balık alma saatleri sabahın erken saatleri olması gerekiyor.Çünkü hem pazarlık şansı hem bol seçenek hem de taze oluyor. Limanda tur atıyorum bir süre. Aslında en sevdiğim yerlerden birindeyim. Uzun bir miçoluk geçmişi olunca burada anılarımı tazeliyorum. Hava da oldukça sıcak ve parlak ama hafif esen meltem az da olsa serinletiyor.

Hacı ile karşılaşıyorum burada. Hacı bizim Bodrumdaki kaptanımız. Tekne turu yaptığımızda Hacı ile çıkarız. Küçük, bakımsız , tahta bir tekne ama Hacı'nın o tatlı sohbetine değiyor doğrusu. Onunla konuşurken gülmemek elde değil. Hacı da oldukça şanslıdır. Her turumuzun bir amacı da balık tutmaktır ve Hacı oltayı atması ve çekmesi bir olur. Tüm iğneleri de doldurur bu arada. Biz de çekememezliğimizden hep bir bahane buluruz. 'Deniz Kurdu' adında hoş bir tur olur. Pazarlığa da açıktır zaten Gündoğan'da tutacağınız tekneler uygun fiyattadır. Sabah 9 da başlar dönüş size bağlıdır. Bu turu kızı Hatice ile yapar Hacı. Hatice çapayı atar, dümeni çevirir, servis yapar , tekneyi o bağlar yani her şeyi Hatice yapar. Hacı daha çok muhabbet kısmındadır. Hatice Ege kadınının figürünü Mavi Yolculukta da gururla temsil eder. Bir selam verip limanın tam karşısında bulunan selvi ağaçlarının yer aldığı ve uzun duvarla çevrili yere gidiyorum. Boyum yetmiyor doğrusu bakmaya. Ama paslanmış demir kapının deliklerinden bir kaç şey görüyorum. Mezarlık, Arapça yazılar ve sapsarı uzun ağaçlar var içeride. Uzun araştırmalarıma rağmen Mehmet Amca'dan sadece bir rivayet öğrenebildim. Gündoğan Köyü deniz kenarındayken korsan saldırısına uğramış ve bu çatışmada ölen gençlerin mezarlığıymış. Zaten halk bundan sora çekilmiş, balıkçılık ve süngercilikle uğraşmış. Bu üzüntünün verdiği hırs burayı balıkçılık merkezi yapmış. Mezarlığın tam yanında çeşme var. Gündoğan sarnıç yani su bakımından çok zengindir.

Sahili daha fazla geçmiyor, limana geri dönüyorum. Hacı'ya işim düştü. Gündoğan'a 15km uzaklıkta olan Küçük Tavşan Adası'na gitmem lazım. Fiyat anlaşıp, çapayı alıp vuruyoruz dümeni Apostol Kilisesi’ne. Yeşil ağaçlı tepeler ve masmavi deniz suyuyla gidiyoruz. Oturduğum yerde Hatice'nin yaptığı acılı kahveyi deniz havası ile yudumluyorum. Sonunda geldim. Hacı tekneyi yanaştırdı ve hızlı adımlarla adaya geldim. Erken Doğu Roma Döneminde inşaa edilen bir kilise Apostol Kilisesi. Adaya tırmanmaya başlarken yorulduğumu çok iyi hissediyorum. Apostol Kilisesi yarımadanın en batı ucu ve M.Ö 9y.y. kadar inen bir tarihi var. Adaya tırmanışım yarım saatimi aldı. Karşıma sarnıç, kilise ve konut geldi. Kilise yeşilliklerin arasında ve ben o hasret kaldığım doğaya kavuşuyorum. Ruhum dinlenmiş bir şekilde doğayı içime çekiyorum. Yeşil huzur veren bir renk olduğundan temiz hava da , masmavi deniz de birleşince tamamen dinleniyorum.
Bir saat kadar alıyorum adada ve Gündoğan'a geri dönüp, bir taksi tutup, Gölköy-Yalıkavak karayolundan Gündoğan'a ayrılan kavşağın 200 m. güneyine gidiyorum. Buraya Peynir Çiçeği Mağrası için geldim. Burayı ilk duyduğumda çok merak etmiştim ama umduğum gibi bulamıyorum. Peynir Çiçeği Mağarası 5 bin yıllık bir mağara ve çok ender bir yer. Mağara 2,5 m. yüksekliğinde, zemin genişliği 9,4 m. Buradaki doğa koşulları mağara olamayacak toprak yapısına sahip olsa da doğa sabırla işleyip, dokumuş. Tıpkı bir annenin hasta çocuğunu beklemesi gibi. Mağarada yapılan araştırmalarda kalıntılar bulunmuş. Bu konu dikkatimi çekti çünkü ilk defa burası sayesinde Güney Ege'de Kalkolik Çağ'da yerleşim bulunmuş. Eşsiz doğa Afroditi , adını peynir gibi kokmasından alıyor. Mart ve nisan aylarında mağaranın içindeki çiçeğin içindeki sıvı peynir gibi kokuyor. Bu da 100 asır evvel peynir mayası olarak kullanıldığını ortaya çıkarıyor. Bazı zamanlarda da festival yapılıp para toplanılıyor ve sadece o zamanlar açık bu mağara. İçeride de gerçekten hoş sarkıt ve dikitler var. Yemyeşil doğa ile yeşilliklerin arasından bana göz kırpan Osmanlı Kulesine gidiyorum. Kule gökyüzüne yükselen eski bir Osmanlı Kulesi.
Gündoğan'da 2. günümdeyim. Bugün köy tarafına geçeceğim. Gün çarşamba ve bugün köy pazarı var. Beni bu sıcak havada en çok serinletecek ve doyuracak şey olan buzlu badem oluyor. Pazar o bildiğimiz pazarlar gibi. Ama daha temiz ve renkli... Badem, sebze , meyve , perde , oyuncak , boncuk , takı , masa örtüsü yani aklıma gelebilecek her şey. Köy tarafına yürürken de taze inek sütü içiyorum. Gündoğan'a yürürken en sevdiğim şey de tepelerde bulunan değişik kayalar. Akşamları bu kayalar aydınlatılıyor ve neye benzedikleri konusunda bir bulmaca gibi çözüyorsunuz. Dik bir yokuş tırmanıyorum şimdi. Burada anlattığım rivayet doğruluyor kendini. Köy dağın tepesinde ve yokuşlu bir yer. Ama Gündoğan Köyü korsan ile kalmıyor, Birinci Dünya Savaşı'nda da İngiliz Savaş gemileri tarafından da saldırıya uğramış.

Gündoğan Köyü gerçekten harika. Dar sokakları , geleneksel Bodrum evleri ile taçlanmış sokaklarıyla geleceğe ışık tutuyor. Güneş yavaş yavaş etkisini yitirip , denizden gelen köy çocuklarının sesiyle köy ayrı bir güzel oluyor. Aşağıya inme zamanı şimdi. Ara sokaklarda yürürken bahçelerde kokan akşam sefaları ve yaseminler burnumda hoş bir tat bırakıyor. Sahile indiğimde ise gözleme yiyorum. Ardından da deniz kenarında midye. Midye ustası Salih Ağabey'e bırakıyoruz bu konuyu. Onlar iki erkek kardeş baba mesleği yapıyor. Midye de sanırım bizim gibiler için vazgeçilmez yaz akşamları çerezi. Ben yavaştan yerken tezgahından midyeyi o da midyenin güzel yolculuğunu anlatıyor.
_'Eskiden doğal ortamlarda yetiştirilen midyeler , artık İzmir'den çiftliklerden getiriliyor. Yani şu an yediğimiz balıklar gibi. Evde kazanlara atıp , midyelerin kapaklarının açılana kadar haşlıyoruz. Daha sonra açıp , baharatla yaptığımız özel pilavı içine dolduruyoruz ve midyeden çıkan eti de üstüne yerleştiriyoruz. Daha sonra da kapatıp sizlere sunuyoruz.' Artık dönüş yolumuza geçerken de Gündoğan'nın devamlı sakinleri köpekleri seviyorum. Bir de buranın devamlı sakinlerinden Pınar ARPINAR'ı dinliyorum. Onunla tuhaf bir karşılaşmamız oldu , ben sordum o cevapladı. Bir de onu dinleyin. Gündoğan'ı seçme sebebin neydi diyorum , bakın o ne diyor. 'aslına bakarsan gündoğanı ben seçmedim, annemin gazate hürpa ilanını görmesiyle başladı her şey. ben daha 7 yaşındayken gittik ilk, sonra da öbür sene diğer sene derken 2010'a kadar geldik. iyi ki de görmüş o ilanı, denizi, havası, hayatıma getirdiği ölümsüz arkadaşlıklar, tanışıklıklar, insanların sıcaklığı, her şey gündoğana aşık olma sebebi benim için yeterli. Gündoğan'ın her zaman akvaryum misali berrak denizini severim. Ama Gündoğan'da ne tavsiye edersin dersen , galimera'ya mutlaka uğrasınlar, bi gün de olsa tecrübe etsinler. Şehmuz Ağabey'den midye yesinler. Bi gece sahilde oturup içsinler, dünyanın en keyifli şeyi. Muhtarın yerine gitsinler mutlaka , balıkları leziz. Ama sakın ola jumbosuna kanmasınlar , onun için Gümüşlük'e gitsinler. Mümkünse ağustosta gitsinler , hava ne çok sıcak ne de bunaltıcı olur. Yüksek yerlerde akşamları üşüyebilirsiniz bile.'
Bu gece de Hacı bir süpriz yapıp yakamoz sefasına çıkacağız. Denize vuran ay ve gecenin siyahı beni farklı hissediriyor. Giden yavaş teknemizde meleğim ay oluyor. Alacakaranlıkta da deniz farklı güzel . Gündoğandaysanız ve yanınzda sevdiğiniz varsa vuran yakamoz onu daha da çok güzelleştiriyor. Ay ışığında iskelede yemek yemek hem aşkınızı hemde karnınızı doyuruyor doğrusu.
Sabah doğan Güneş ile uyanıyorum. Balıkçı sesleri ayaklandırıyor ve denizin o harika dinlendirici sesi de sahile götürüyor. Belki de sabahları sahildeki küçük camiinin imamı uyandıracak. Gündoğan'dan sevgilerle....


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: Gizem HAMURCU
Fotoğraflar: Gizem HAMURCU


1 2
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?