Anasayfa    Doğa&Coğrafya       Doğal Alanların Önemi

Doğal Alanların Önemi

Suyunu nehirlerden aldı, avını bozkırlar ve ormanlarda buldu. Ovaları sürüp tarla yaptı, dağların yükseklerinde hayvanını otlattı. İnsanlığın en eski yerleşme alanlarından biri de Anadolu'ydu; üzerinde de pek çok toplum yaşadı. İnsan, Anadolu'nun doğal coğrafyası üzerinde her zaman etkili oldu ve binlerce yıl içinde onu kısmen de olsa değiştirdi.
Yirmi birinci yüzyıla geldiğimizde, bu değişimin her zamankinden çok daha farklı bir boyutta sürdüğünü görüyoruz. Anadolu'nun on binlerce yıllık tarihi boyunca el değmeden kalabilmiş doğal coğrafyalar, büyük bir hızla insan kullanımına açılıyor. Kıyılarda turistik tesisler yapılıyor, nehirler üzerinde barajlar kuruluyor. Sulak alanlar kurutularak yeni tarım alanları açılıyor, orman alanlarından yollar geçiriliyor. Yaşam alanlarını kaybeden çok sayıda canlının sayısı azalıyor veya nesli yok oluyor. Bunun en temel nedeni ise doğadaki hızlı değişim ile gerçekleşen doğal yaşam ortamlarının kaybı. Doğal alanların yok olmasından sadece hayvanlar ve bitkiler değil, insanlık da zarar görüyor. Yaşamsal önem taşıyan su kaynakları, hava ve toprak yok olmaya veya kalitesini kaybetmeye devam edecek. Üstelik doğadaki bozulmaya neden olan gelişigüzel yatırımların pek çoğu ekonomik açıdan da ciddi bir geri dönüş sağlamıyor, hatta bazen zarar ediyor. Yapılan pek çok bilimsel çalışma, doğayla uyumlu geleneksel arazi kullanım biçimlerinin, orta ve uzun vadede, modern kalkınma projelerine göre daha yüksek ekonomik gelir sağladığını kanıtlıyor. Bu nedenlerle, doğal coğrafyaların korunması veya zarar vermeden kullanımı dünyanın pek çok yerinde ön plana çıkmakta ve kısa vadeli arazi kullanım politikaları ile yer değiştirmektedir. Başka bir deyişle insanoğlu, doğal alanlar azaldıkça onların manevi ve maddi değerlerini daha iyi kavramaya başlıyor ve modern yaşamla doğal miras arasında bir denge kurmaya çalışıyor. Dünya bu yönde yavaş da olsa ilerleyedursun, 2003 yılına geldiğimizde Türkiye'nin doğası üzerindeki baskının daha da arttığını, hatta bu durumun adeta devlet politikası haline geldiğini görüyoruz. 59. Hükümet'in geliştirdiği yasa tasarıları, binlerce yıldır Anadolu topraklarını kaplayan doğal alanlar için birer ölüm fermanı olarak karşımıza çıkıyor.

Tüm dünya toplumları gibi, binlerce yıllık Anadolu mirasının varisi olan Türkiye insanına da bu durumu tersine çevirebilmek için büyük sorumluluklar düşüyor. Türkiye'nin doğal kalabilmiş bütün coğrafyalarını birer miras olarak görmek ve onların içinde barındırdıkları binlerce canlı ile birlikte yaşamalarını sağlamak en temel vatandaşlık görevlerimizden biri.
Yazının bu bölümünde doğal alanların neden korunması gerektiğini ayrıntısıyla tartışmak istedik. Bu gerekçeleri aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz: 1) Ekolojik nedenler, 2) Ekonomik nedenler, 3) Yasal nedenler.


Ekolojik Nedenler

Beş kuruş para harcamadan soluk alıyor, suyu ve toprağı dilediğimiz gibi kullanıyoruz. Yeryüzündeki her şeyin insan için yaratıldığına inanarak, etrafımızdaki canlı cansız bütün doğal varlıkları kullanıyoruz. Atmosferi ısıtıyor, milyonlarca yılda oluşmuş yeraltı kaynaklarının sonsuza kadar yeteceğini sanıyoruz.
Zenginleşmek ve daha çok lüks tüketebilmek en büyük tutkularımız. Para, artık bir araç değil, yaşam amacımız. Bugün içtiğimiz suyu veren akarsuları barajlara ve daha çok elektriğe, soluduğumuz havayı veren ormanları ikinci konutlara ve otoyollara, karnımızı doyuran toprağı endüstri bölgelerine tercih ediyoruz. Yaşamın esas kaynağının ne olduğunu tümüyle unutmuş gibiyiz.
Tüm bunları yaparken, `Nereye kadar' sorusunu aklımıza dahi getirmiyor, gerçeğin acı yüzünü bir an olsun durup düşünmekten korkuyoruz.
Oysa yeryüzündeki yaşam, bilimin şu an bulunduğu noktada çözemeyeceği kadar karmaşık bir şey. Bugün insanın yaptıklarının yaşamın bütününü nasıl etkilediğini tam olarak bilemiyoruz. Ancak bilebildiklerimiz, dünyadaki varlığımızın yanlış bir yola saptığını anlamaya yetiyor. Çok sayıda canlının nesli tarihte eşi görülmemiş bir hızla tükeniyor, küresel ısınmanın olumsuz etkileri her geçen gün daha da somutlaşıyor, yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ele geçirmek için hiçbir kural tanımayan savaşlar yapılıyor ve tüm gün zenginleşmek için çalışan, ancak kendisi zenginleşirken doğayı fakirleştiren bir insanlık büyüyor.
Yeryüzündeki ekolojik düzen, bugünkü yaşam biçimiyle insanoğlunu artık taşıyamıyor.
Dünyadaki doğal alanların en azından bu haliyle korunması ve bozulanların onarılması, yaşamın devamını sağlamak için yapılması gereken en önemli şey. Çünkü kaybedilen her karış doğal alan, sonunda belki de yeryüzünün bir köşesinde küçük bir kıyamet kopmasına, bir canlı türünün yok olmasına ve yeryüzündeki ekolojik düzenin biraz daha yara almasına neden oluyor.
Yeryüzünde yaşam bugün devam ediyor. Ama nereye kadar?


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: Güven Eken-Gökmen Yalçın


1 2
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?