Anasayfa    Kültür       Ben Güzelim!

Ben Güzelim!

Tarihin erkek yanlı yorumu olarak saymaz isek eğer, Troia Savaşı'nın 'dünyanın en güzel kadını' yüzünden (işte her şey, her zaman, asla hakikati olmayan bu tanım yüzünden başlar), o güzel kadın Helena yüzünden çıktığını anlatır tarihçiler. Güzellik adına konuşursak ne güzel! Ama sonuçları açısından bakarsak eğer, ne gam, ne gam!
Savaş ve güzellik! Birbirine pek yakışan, yan yana durmaya uygun kavramlar gibi gözükmüyor. Üstelik açık bir savaştan söz ediyoruz. Oysa güzellik karşısında insanın bütün, sert, haşin, keskin hallerinin yumuşaması gerekir, ama yazık ki öyle olmuyor.
Diğer taraftan, eski sufilerin güzelliğe karşı gizli bir savaş yürüttüklerini de biliriz. Rumi buna, 'Nefisle yapılan gizli savaş' der. Sufiler, bu dünyada güzelliğin peşinde koşmaktan vazgeçmeyi, bedeni hiçe saymayı, nihai güzelliğe ulaşmanın bir yolu olarak görmüşlerdi. İslam için de 'büyük cihat' insanın nefsine karşı verdiği savaştır.

Her durumda güzellik bir savaş nedeni. Başkasıyla ya da kendinle savaş. Güzellik için ya da güzelliğe karşı bir savaş. Kim kazanır bu savaşı? Ne zaman biter? Ya da güzellikle savaş insanın doğasının içinden çıkamadığı bir paradoks mudur yalnızca?
Güzelliğe boyun eğdiremez isen eğer, o sana boyun eğdirir.
İran'da, boyun eğdirilen, bunun için kapatılan, sokağa çıkarılmayan, yasaklanan, kırbaçlanan aslında güzellikten başka bir şey değildir.
Bu ülkede güzelliğe devlet zoruyla boyun eğdirilir, Suudi Arabistan'da da öyle. Suriye'nin Hama şehrinde de yasalarla değil, dinsel ve toplumsal gelenekler tarafından güzellik peçe altına sokulur. Kadın bu şehirde gökyüzüne siyah bir kumaşın ardından bakar. Yabancı erkek onu göremez, o da gökyüzünü göremez. Güzelliğini saklamanın bedeli, kadın için ağırdır: Koyu kurşuni bir gökyüzüne mahkûm olmak. Başka erkekler için de ağırdır: Mavi göğün altında siyah kumaştan bir kadın gölgesine bakmak.
Bu ülkelerde dine dayandırılan kanunlar, insanın içindeki 'büyük cihat'ına dışarıdan müdahale etmeyi sağlar.

Güzellik endüstrisinin patlama yapmasıyla, güzellik yarışmalarının yaygınlaşması aynı tarihsel zamana rastlıyor. Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra, ABD'de, okullarda bile güzellik yarışmaları yapılmaya başlandı. Amaç, genç kızların görünüşlerine dikkat etmelerini yaygınlaştırmaktı. Altmışlı yıllar, kadınların Amerika ve Avrupa'da feminist isyanlarının doruğa çıktığı yıllardı. Bu dönemde güzellik yarışmaları, feminizmin en önemli hedefiydi. Yetmişler ve özellikle seksenlerden sonra kozmetik firmaları, derilerinin rengi beyaz olmayan kadınlar olduğunu da fark etti. Aynı şekilde kadın dergileri bu işe daha bir heyecanla sarıldı. Çünkü özellikle Amerika'da siyahlar ve İspanyollar demek, yeni müşteriler demekti.
Erdem Yavaşça
Güzelliğe boyun eğdirilir ama bu kesin bir zafer midir? İran'da örtünmek zorunda kalan kadınlar, yasaların izin verdiği bölgelerde güzelliklerini sergiler. Ayak bileklerini ve yüzlerini. Saçlarını kabarık tutarak başörtüsünü örterler; üzerine entari giydikleri pantolonlarının paçalarını da oldukça yukarıda tutarlar. İranlı kadın, hiçbir dinsel ya da siyasi kanuna aykırı olmak istemez tabii ki, ama asla bastıramadığı bir hisle güzelliğini göstermek ister. Bu yüzden İran'da yüze, özellikle buruna yönelik estetik ameliyatı çok yaygındır; bu durumu dışarıdan gelen biri bile rahatlıkla görebilir, sokakta kimi kadınlar yeni ameliyattan çıktığı için burunlarında yara bandıyla dolaşır.
Aslında gelenekler güzelliği yorumlayarak da güzelleşir, ama bir yandan da güzellik, toplumu hem heyecanlandırır hem de tedirgin eder. Dinsel geleneklerde güzellik, denetim altında sergilenen bir güzelliktir. Güzel mahremdir. Ay yüzlü, yani Mahru, mahremdir.
Güzelliğin bir doğası vardır ki onun bu gücü karşısında kimse duramaz:
Güzellik boyun eğdirir.
Güzelliğin bu gücüne karşı eski filozoflar bir araya gelmişler, güzelliği tahtından -aslında kalıtımsallığı yüzünden, saltanı demek daha doğru olurdu- indirmeye çalışmışlardır. Güzelliğin kaynağını doğada değil, ruhta, iyilikte aramışlardır. Hatta bulduklarını bile ilan etmişlerdir; Sokrates, Platon ve diğer eski Yunan filozoflarından söz ediyorum. Onlara göre güzellik fiziksel değildir, doğal değildir; kaynağını, özünde iyilik bulunan ruhtan alır.
Güzellik ruhsal olsaydı eğer, çok farklı bir güzellik endüstrisi doğacaktı kuşkusuz. Güzellik enstitüleri, kuaför salonları, kadın dergileri, hatta erkek dergileri bugüne göre çok farklı olacaklardı. Hayal etmesi bile tuhaf geliyor insana, bir ruh kozmetiği endüstrisi gelişecekti. Bodyshop'un yeni adını tahmin etmek zor değil; 'Mindshop'; belki de bu fikir Doğu'dan çıkmış olacaktı ve biz, ismi 'Ruh Dükkânı' olan küresel bir güzellik markasından söz edecektik. Ruh kremleri, ruh tarakları, ruh gerdirme ameliyatları, ruh kaldırma cerrahisi, ince ruhlu mankenler...
Çok klişe olmuş, biraz da sanki teselli gibi söylendiği sanılan, ama gerçek olan bir söz vardır: Güzel olmayan kadın yoktur, bakımsız kadın vardır.
Bu tabii ki de kozmetik sektörünün, güzellik sanayiinin içinde bulunduğu durumu da çok iyi anlatan bir söz.
Dudak, kaş, kirpik, yanak, şakak, hatta boyun, el, ayak, tırnak, hatta diş ve neredeyse vücudun her bir bölgesi, muazzam bir sanayi tarafından sürekli güzel yapılmaya, güzel tutulmaya çalışılmaktadır.

Etiyopya'da Surmalarda güzellik, kadınların dudaklarının bir halkayla büyütülmesi anlamına gelir. Tabii hem bu dudak tabağının hem de yüze çizilen beyaz çizgilerin, güzelliğin asıl kaynağı hayaller ve mitler dünyasıyla bir bağlantısı var. Ali Murat Atay
Klişe olmuş, üstelik çoğunluk tarafından kabul görmüş, ama bu yazının yazarına göre doğru olmayan bir söz daha vardır: Güzellik görelidir.
Güzellik pek çok çeşit olabilir, herkese göre güzel değişebilir, her topluma göre güzel farklıdır, güzelliğin de bir tarihi vardır, mesela Çatalhöyüklü güzel kadının kalçaları genişti gibi görüşleri arka arkaya sıralayarak 'güzellik görelidir' fikri güçlendirilir.
Bu yazının konusu, bu fikrin tamamen tersinin doğru olduğunu anlatmak olacaktır.
Afrikalı kadın ve erkeğin güzel dediğine, Türk ya da İranlının ya da İsveçlinin güzel demediğini kim söyleyebilir?
Fikir vermesi açısından anımsatmak istiyorum; ismi biraz iddialı da olsa Kâinat Güzelliği, Dünya Güzelliği gibi yarışmalarda güzellik ölçütü ne olmaktadır? Tabii ki, küresel ölçekte tek kültür ve tek yüz, aynı zamanda tek güzelliği de yaratmış olabilir ama güzellik kültürü, güzelliğin doğasını yansıtmaktan başka bir şey değildir aslında.
Güzellik ile iyilik arasındaki ilişkiyi bize en iyi masallar anlatır.
Masallarda bütün güzeller iyi, bütün kötüler çirkindir.
Gerçek hayata uymaz gibi gözükür bu gelenek, ama insanın arzularına, hayallerine ve tutkularına uygundur.
Güzellik ve iyilik, insanın bedensel ve tinsel idealleriyse eğer, masallar, hayallerimizi kötü anlatamaz ki! Masalların mutlu sonları, iyiler ve güzeller içindir. Yalnızca masallara bakarak bir sırra daha ermiş oluruz. ?u ki:
Mutluluğun sırrı: Güzelliğe ve iyiliğe ulaşmak.
Güzellik, özellikle de bedensel güzelliğin sırrı nedir? Ve neden gerçek hayatta ya da masalda güzelliği ararız? Neden gerçek hayatta bulamadığımızı masalda bulmaya çalışırız? İnsanın kültürel bir yanı mıdır bu, yoksa doğal, biyolojik kökleri mi vardır?
Cinderella masalında, çirkin cadı kadın kötülük saçarken, iyi yürekli ve güzel üvey kız pırlanta gibi bir kalbe sahiptir.
Ve Cinderella masalının, çeşitli halklarda sayısız çeşidi vardır. Masal toplayıcı (Ne güzel bir iş!) Joseph Jacobs'un iki yüzyıl önce Avrupa'dan derlediği bir Cinderella masalı örneğinde, öksüz ve yetim hizmetçi kız, davetli olduğu baloya uygun kıyafet bulmak için annesinin mezarı başındaki ceviz ağacının altına gider ve şu acıklı şarkıyı söyler:
Benim canım ağacım, ah benim canım ağcım
Gözyaşlarımla suluyorum seni
Beni bir peri kızı yapmanı isterdim
Giysilerim göz kamaştırsın
Ağacın dalına küçük bir kuş konar ve şöyle der:
Hizmetçi Cinder, Hizmetçi Cinder, ağacı salla
Gördüğün ilk cevizin içini aç
Bu şarkıdaki bazı sözcükleri yorumlamak gerekirse eğer, ağacı sallamak, bir çaba sarf etmek gerektiğini ifade ediyor olabilir. Hiçbir aşk, çaba sarf etmeden elde edilemez. Hatta biraz ısrarcı da olmak gerektiğini söylüyor olabilir masal. Sonunda cevizler düşecektir. Tabii ki ilk düşen değil, ilk gördüğün cevizdir kısmetin. Ağacın altındaki kız benzetmesini, düşüncem odur ki, yalnızca genç kızlar için de okumamak gerekir, aynı şey erkek için de geçerlidir. Ama ceviz kabuğunun içindekiler, masalın devamı bakımından daha çok genç kızlara uygun gözüküyor. En azından, şimdilik biz yalnızca, güzelliğin peşindeki kızın duygularını ve arzularını anlamak için bakmış olalım.
Yalnızca, belki şaşırtıcı bir ayrıntı gelebilir ama şunu belirtelim ki, masaldaki ceviz değil de gerçek cevizin kabuğunu kırıp içini açtığınızda, görünen manzara biraz da bir cenini andırır. Dolayısıyla, ceviz kabuğunun içinde, güzelleşme, bir eş bulma, evlenme ve nihayetinde çocuk sahibi olma gibi hayatın en önemli meyveleri vardır.
Cinderella'nın cevizinin içinden ise gök renkli ipekli bir elbise ve altından ayakkabılar çıkar ve masal devam eder.

Avrupalı punk makyajı, modern gençliğin kabile kültüründen ödünç aldığı bir tarzdır. Fatih Pınar
Bugün ise modern kadının, büyük ya da ceviz kadar küçük omuz çantası vardır ve bu çantanın içinden, Cindirella'yı peri kızı yapan güzellik malzemeleri çıkar; allık, ruj, maskara, dudak parlatıcısı. Belki üzerinde pek düşünülmemiştir ama bunlar bir 'aciliyet' duygusu içinde hazır bulundurulur ve kullanılır. Bütün kadınlar Cindirella'nın 'aciliyet' duygusunu, yani o mucizevi cevizi yanında taşır. Nereden geliyor olabilir bu duygu acaba? Bir fırsat kaçırma telaşı kaplar kadının içini. Acil, güzel olma, en güzel olma telaşı, hem de birkaç fırça darbesiyle... Sabah baktığı aynada gördüğü yine kendisidir ama o ceviz kabuğunu açtığında aynanın karşısında, önceki kendisinden bile daha güzel olması gerektiğini düşünür. Bu duygu, yaşama duygusudur, biyolojik kökeni olduğu için yaşama duygusudur ve ne de güzel bir duygudur! Çünkü yaşam, işte bu güzelliğin peşinde devam eder.
Güzelliğin önünde herkes boyun eğer. Ama güzel olan da, güzel olma arzusunun önünde boyun eğer.
'Evrimci psikoloji', insanın bedensel güzellik karşısındaki hayranlığını doğa yasası olarak sunar. Kendini yeniden üretme güdüsüdür bu yasa. Güzeli aramak, genç ve simetrik, sağlıklı, doğurgan beden aramaktır. Güzellikteki simetri, doğacak yavrunun bedensel olarak sağlıklı doğmasını sağlar. Doğanın evrim yasası, türün kendini sağlıklı olarak devam ettirmesini zorunlu kılar. Genlerimize bunun davranışları kodlamıştır. Milyonlarca yıllık doğal davranış, bugünün masallarını, şarkılarını, folklorunu, hatta daha ileri gidenler için estetiğini yaratmıştır. Homo Aestheticus kitabının yazarı Ellen Dissanayake, 'Sanat Nereden Gelir ve Neden' altbaşlığını verdiği eserinde, estetiğin kökeninde doğal aşkın bulunduğunu söyler. Hatta bunu kanıtlamak için kuşlardan dahi örnekler verir. Bülbüllerin ve diğer güzel ötücü kuşların şakıyarak 'Beni seç, beni seç' dediklerini yazar. Turnaların dansı da ünlüdür ve yazar bu örneği de verir. İnsanların da kendini çekici ve özel kılmak için benzer çabaların içine girdikleri görüşündedir Dissanayake.
En gelişmiş olanından en ilksel olanına kadar bütün toplumlardaki evlilik türlerinde kadın ve erkek arasındaki yaş farkının korunmasında doğanın ve evrimin bu yasası işler. (Ya da şimdiye kadar başka bir açıklama getirilememiştir.) Hatta sadece evliliklerde değil, daha sonra bozulan ilişkilerde ve erkek kaynaklı boşanmalarda da bu yasanın izlerini bulabiliriz.
Kur yapmak ya da naz yapmak. Kuşlardan insanlara kadar doğanın cinsel davranışıdır. Buna doğanın dansı da diyebiliriz. Hatta dansın doğal kökenini de iki cins arasındaki bu tatlı gerginlikte sezinleyebiliriz. Kur, erkeğin dişisine kendini kabul ettirmesinin tek yoludur. Yavrulamak ve doğurmak sadece insanın değil tüm canlıların en ciddi doğal eylemidir. Bu yüzden eş seçmek, beğenmek ya da kendini beğendirmek büyük bir çaba ister. Yabanıl hayattaki kurlaşmanın içine, kendini dost kabul ettirme çabası da girer.


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: ÖZCAN YÜKSEK


1 2 3
 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?