Anasayfa    Kültür       Ay'la Yaşam

Ay'la Yaşam

Ay'ın evrelerinin kırsal yaşamı nasıl etkilediğini görebilmek için Anadolu'nun birçok köyüne gittik. Yüzü aşkın kişiye, kırsal kesim insanına pek çok sorular sorduk. Kurulan cümlelerde ufak tefek farklılıklar olduysa da, neredeyse hep aynı cevabı aldık: 'Ay'ın yenisinde hiçbir iş yapılmaz!'
Afyon'un Başmakçı kasabasında çiftçilikle uğraşan Ersöz ailesi ile konuşuyoruz. Ersöz'ler ay takvimini takip eden çiftçilerden. Yıllar önce etkisini ölçmek için tarlalarının bir bölümüne onların deyimiyle 'yanlış zamanda', bir başka bölümüne de 'doğru zamanda' fasulye ekmişler. Sonunda görmüşler ki doğru zamanda ekilen fasulyeler bitki hastalıklarına yakalanmamış ve daha fazla ürün vermiş. Sultan Ersöz, hiç şüphe duymadan 'Ay'ın yenisinde (yeniayda) ekim, dikim yapılmaz, böceklenir, gelişmez. Bu zamanda kesilen salatalıktan, domatesten, sebzeden turşu, salça kurulmaz küflenir, erir gider. Ama hem tohumu doğru zamanda atılmış olacak, hem de turşunun salçanın yapılması' diye ifade ediyor.
Bodrum'un son süngercilerinden Aksona Mehmet, balıkların şimşekli havalarda görünmediğini, havalar soğumaya başladığında da dibe indiğini, hareketsizleştiğini belirtiyor. Geçimini doğaya bağlı sağlayan her insan gibi Ege'nin küçük kıyı balıkçıları da Ay'ın döngüsünün balıkları etkilediğini fark etmişler. Gökova Körfezi'ndeki küçük koylardan birinde Akdeniz foku hakkında bilgi toplarken karşımıza balıkçı Ali Akay çıktı. Misinalar kestiğinde çok acımasın, mikrop kapmasın diye ellerine kına yakmıştı kırmızı kırmızı. Gırgır, trata ya da trol kullanmayan küçük balıkçılar için balıkların gün içinde ve mevsimsel yaptıkları hareketler çok önemli. Ali Akay'a göre Ay günde dört kere balıkların hareketlenmesine, oltaya gelmesine yardım ediyor. Ufka en yakın olduğu zaman, yani doğarken, batarken, en tepede ve en aşağıda olduğunda. Ali Bey işini duraklatmadan, usul usul yaparken verdiği yanıtlarla bizi şaşırttı; sözleri sanki bir ekoloji kitabından çıkıyor gibiydi: 'Havalar artık soğuyor, bir daha bahara kadar ısınmaz, akyalar artık çıkmıyor ya ondan anlamışım.'
Tarihöncesi mağaraların birinin duvarına oyulmuş bir kabartmadır Laussal Venüs'ü. Kırmızıya, yani yaşamın rengine boyalı. Kırmızı, kanı ve yeniden doğumu ifade ediyor. Çakmaktaşı ile kireçtaşından oyulan bu heykelciğin sağ eline hilal biçiminde bir bizon boynuzu yerleştirilmiş. Boynuz üzerine on üç çentik atılmış. Bu sayı Ay yılının on üç ayını ve büyüyen Ay'ın 13 gününü temsil ediyor. Kabartmadaki kadın sol eliyle göbeğinin alt kısmını, yaşamın kaynağı olan rahminin bulunduğu bölgeyi tutuyor. Göbeğindeki parmaklarıyla, elindeki hilalin bağlantısını sağlamak için başı hafif sağa eğik. Bu haliyle Laussal Venüs'ü ayın büyüyen evresi ve insan karnındaki üretkenliğin bağlantısını sergiliyor.

Ay'ın kadınların üreme işlevlerini düzenlediği düşüncesi tarihin her döneminde ve dünyanın değişik yerlerinde kullanıldı. Ay'la ilgili inançların temeli Ay'ın deviniminin, oluşum sürecindeki kadın yumurtasının döngüsel değişimleri ile örtüştüğü düşüncesine bağlanıyor. Gerçekten de Ay'ın Dünya'ya yakınlaşıp uzaklaşması döngüsü ile kadının rahmindeki yumurtanın oluşum ve yok oluş süreci şaşırtıcı şekilde aynı kaderi izliyor. Ay, yumurta ile yok olup, yeniden oluşuyor.
Altaylılar, Ay'ı saygıyla selamlayarak evliliklerine mutluluk getirmesini dilerlerdi. Çünkü Ay kadını simgelemekteydi. Kadının mutluluğu ise evlilikteki mutluluğun temel taşıydı.
Azteklerde de Ay'ın simgesi sayılan deniz kabuğu aynı zamanda kadının doğurganlığını simgeler.
Eski Mısır'da çocuk dileyen kadınlar, doğurganlık mabedine kutsal ziyaretlerini dolunay zamanı yaparlardı. Birinci ve ikinci yüzyılda yaşamış Yunanlı yazar Plutarkos kadınların Ay'a karşı teşekkür duygularını ifade etmek için yeni doğan bebeklerini Ay'a gösterdiklerini anlatıyor.
Bugün Anadolu'da âdet dönemindeki kadının yaptığı işten hayır gelmediği inancı yaygındır. Gerçekten de âdet dönemindeki kadın bedeninde gerçekleşen çoğu hormonal ve ödem gibi fiziksel değişiklikler en başta dikkat zayıflamasına ve aşırı duygusallığa neden olmaktadır. Bununla birlikte Anadolu'nun kırsal bölgelerinde kadınların âdet dönemindeyken kurdukları turşunun kolayca eriyip yumuşadığına, yaptıkları salçaların da küflendiğine ilişkin gözlemlerin varlığından da bahsetmek gerekir.
Yunan mitolojisinde sihir ve büyülere hükmeden Tanrıça Hekate, karanlıklar âlemiyle ilişkilendirilirdi. Hekate'nin büyücülük alanı üç yol ağzıydı. Üç sayısı yumurtanın oluşumunu, bozulmasını ve yok oluşunu temsil ederdi. Yunan kadınların Ay'ın karanlık evresinde yerleri süpürüp çöpleri üç yol ayrımına götürerek Hekate'ye adamaları, rahimde yok olan eski yumurta kalıntılarının sembolik olarak atılışını ifade ederdi. Gerçekte âdet kanı ile dışarı atılan yumurta bir çeşit ölümdür. Kadın bedeni yumurtanın oluşumu, döllenmeye hazırlanışı ve dışarı atılışı arasındaki süreçte yeniden doğar ve ölür. Dışarı atılan yumurta bir canın ölümü demektir. Ay'ın döngüleri kadının aylık döngülerinin yanı sıra bütün yaşamının da simgesel bir özetidir. Kadim toplumlarda hilal genç kızı, yarımay kadını ve dolunay da ana kadını temsil eder.
Hunlar yeniayın doğumu sırasında da Ay'a saygıyla eğilirlerdi. Yarımay ve dolunay kozmosun tümden yenilenmesini, yeniden doğuşunu temsil ediyordu. Asya mitolojilerinde Ay doğurgan dişi olarak gösterilirdi. Parlaklaşan ay daha sonra solar, büyür küçülür ve üç gün ortadan kaybolur, yani ölür, ardından da yeniden doğardı. Bu evrendeki yenilenişin sembolik tekrarlanmasıydı.
Romalı avukat ve felsefeci Çiçero, Ay'ın canlıların büyümesini sağlayan ve topraktan doğan her şeyi olgunlaştıran bir sıvı akıttığını söylemişti. O dönemde çiy damlasının dolunayda doğurganlık büyüsüyle en yüklü durumda olduğu kabul edilirdi. iÖ 480-406 yılları arasında Atina'da yaşamış Euripedes'e göre evlenmek ve dördüncü yüzyılın Romalı yazarı Palladius'a göre de tohum ekmek için en uygun dönem dolunay zamanıydı. Çağımızdaki dünya dinlerinin yorumlanması üzerine çalışmış italyan Mircea Eliade'nin belirttiği gibi belki de bu nedenle Fransız köylüleri toprağa dolunayda tohum atarlardı.

Dar Alanda Med Cezir

Bunların çoğu mit gibi görünse de 384 bin 401 kilometre uzağımızda dönen Ay, Dünya'yı, üzerindeki su kütlesini, kadınları ve daha birçok şeyi etkilemeye devam ediyor. Zira kadınların yaklaşık yirmi sekiz günlük âdet görme döngüleri, gezegenimizdeki suyun dinamiği ile Ay'ın çekim gücünün yarattığı enerji arasında yakın bir bağlantı var.
Dünya'nın etrafında yaptığı 27 buçuk günlük yolculuğu sırasında Ay, insan bedeninde, bitkilerde, hayvanlarda, toprakta, havada, kısacası suyun bulunduğu her yerde bir çekim yaratıyor. Bu çekimin gücü onun Dünya'ya yakınlığı ile doğru orantılı.
Ay'ın çekiminin en arttığı dolunay evresinde okyanuslar kabarıyor, nehirler daha hızlı akmaya başlıyor. Dolunayın insanlar ve hayvanlar üzerindeki etkileri ise çok geçmiş zamanlardan bu yana gözleniyor. Kuşların ve balıkların dolunay gecelerinde daha hareketli, daha aktif oldukları, insanların ise uyumakta zorlandıkları ve kendilerini huzursuz hissettikleri biliniyor. Kurt adam hikâyesi boşuna yazılmamış olsa gerek ki polis kayıtlarında yapılan bir araştırmada suç olaylarının dolunay geceleri arttığı ortaya çıkartıldı.
Ay 27 buçuk günlük döngüsü içinde 14'er gün süren iki evre geçiriyor. Bunlardan biri yeniayla başlayıp dolunayla biten büyüme evresi, diğeri ise dolunayla başlayıp yeniayla biten küçülme evresi. Ay'ın görüntüsü büyürken çekim arttığı için, suyun bulunduğu her yerde su daha çok dışarıya akmaya, küçülürken de durmaya eğilimli.

Doğudan batıya doğru hareket eden Ay, her dört dakikada bir boy ilerliyor. Bu şekilde Ay, Dünya etrafındaki turunu gerçekte 27 buçuk günde tamamlıyor ama bu tur Dünya'dan 29 buçuk gün izlenebiliyor. Kubilay Akdemir, Ay'ın ilerleyişini gösterebilmek için aynı kareyi fatoğraf teknikleri yardımıyla üst üste 13 defa pozlandırdı.
İnsan bedeninde kan dolunayda daha hızlı akar, bu nedenle Hipokrat başta olmak üzere eski hekimler özellikle ameliyatları ve hastalıkları tedavi ederken Ay'ın evrelerini göz önünde bulundururlardı. Gözlemlerine göre dolunayda yapılan ameliyatlar daha kanamalı oluyor ve açılan yaralar daha geç kapanıyor, dikişler daha kolay açılıyordu.
Osmanlı imparatorluğu'nda 15. yüzyılda yaşamış tıp doktoru ibn-i Şerif tarafından 15. yüzyılda yazılan tıp kitabı Yadigar'da, Ay'ın evreleri ile kan aldırmanın ilişkisi üzerine yazılmış bir bölüm var. Kitapta bu ilişki etraflıca açıklanıyor. Tabip ibn-i Şerif kitabında şöyle yazıyor: 'Ay'ın on dördü ve on beşinde kan aldırmamalı ve hacamat (kan akıtma) yapılmamalıdır. Ayın on altı ve on yedisine kadar yani Ay'ın aydınlığı eksilene kadar beklemekte fayda vardır. Çünkü Ay'ın on dördünde vücuttaki hıltlar (besinlerin sindirildikten sonraki halleri, karışım) harekete geçip dışarıya meylederler. Kılcal damarlara kadar bütün damarlar dolar. Bu vakitte kan alındığı zaman iyi ve saf kan çok akar, buna karşılık zararlı hıltlar az gelir. Ne zaman ki ayın on dördü geçer ve temiz kan içeri döner, bununla beraber kanla dışarı hareket etmiş olan hıltlar yoğun ve ağır olduğu için, dışarıda kalıp kanla beraber hemen içeriye dönemez. Bu günlerde temiz kan içeriye döndüğü halde, hıltlar dışarıda kaldığından, fasd (alınan kan) kanıyla yaramaz hıltlar çok gideceğinden, istenilen fayda en iyi şekilde elde edilir.'
Rita Monaldi ve Francesco Sorti, 'Imprimatur' isimli romanlarında 17. yüzyıl Roma'sında bir handa bir Fransız soylusunun ölümüyle hanın karantinaya alınışını anlatır. Dokuz günlük karantinada esrarengiz olaylar geçer. Bunlardan biri sırasında yapılan tedavi konulu bir diyalogda Ay'ın insan üzerindeki etkilerinden ve evrelerinin tıpta kullanılışından bahsedilir. '... her cerrah, Ay'ın o gün bulunduğu burca karşılık gelen organları kesmekten kaçınabilir, özellikle Ay sağlık için kötü etkili gezegenler olan Satürn ve Mars'ın saldırısı altındaysa.'
Zen Budistlerin birçok alt grubunun yeniay ve dolunay günlerinde, bunların öncesi ve sonrasındaki günlerde oruç tutmayı tavsiye ettikleri biliniyor. Aynı şekilde Hz. Muhammed, bazı hadislerinde ayın belli günlerinde oruç tutulmasının sağlık açısından önemine değinir.
Kızılderililer de özellikle dolunaylı gece ve gündüzlerde çok su içmeye dikkat ederlerdi. Bu ritüellerin dayanağı, bedendeki sıvıların dolunay ve yeniay dönemlerinde Ay'ın çekim etkisiyle yukarıya çekilip, aşağıya itilme gücünün en uç noktalarda olmasıdır. Böylelikle dokulardaki normalden fazla ya da az sıvı miktarı olağanüstü bir durum, huzursuzluk, duygularda değişim yaratır. Beslenme ve sıvı miktarındaki düzenleme bu etkiyi normale en yakın seviyede tutar. Ay'ın sadece deniz ve okyanusları değil yüzde 75'inden fazlası su olan bedenimizi etkiliyor olması ve bu etkinin okyanus kıyısından çok daha küçük bir alanda gerçekleşmesi nedeniyle o oranda güçlü ortaya çıkmasına şaşırmamak gerek.


Jan 17 2011 10:43AM

Yazı: Güneşin Aydemir


 
  Arkadaşına yolla        Yazdır        Sık kullanılanlara ekle

#
#
#
#
#
Yorumlar (0)

Yorum ekleyebilirsiniz

 

Kayıtlı isminizin görüntülenmesini istiyorsanız, yorumunuzu yazmadan önce üye girişi yapınız.

Medeniyetlerin Buluştuğu Başkent
Hasankeyf
DEÜ-SAT’tan sualtı temizliği
“Foça Temiz Deniz 2012”
Şarköy’ün Derelerinde Yüzlerce Balık Ölüsü Görüldü
Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
'Yarısı Yılan Yarısı İnsan'a en iyi belgesel ödülü
Belgesel, Anadolu'da yılanların şahı olarak bilinen Şahmara...
fotogaleri
Foto Atlas
Günün Karesi
Çok okunanlar
video galeri
Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da

 
  • Atlas Fotoğrafçısı Turgut Tarhan Off Road'da
  • Kalbin sırları
  • HES'lere karşı savaş müzik albümü oldu.
  • Hayvanların Keyif Dünyası
  • Doğanın Avcıları
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 3
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 2
  • Atlas- Columbia Nallıhan Bölüm 1
  • Kömürle Yanmak
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-1
  • Binbir Gece Masalları- Bilinmeyen Programı-2
  • Evrim ve Göz
  • Atnalı Yengeci: Yaşayan Taşıl
  • Darwin'in Karıncalarını İzleyin
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 1
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 2
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 3
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 4
  • Atlas-Doğadan Rize - Bölüm 5
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 1
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 2
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 3
  • Atlas-Columbia - Gizli Cennet Gökçeada Bölüm 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 5
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 4
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü Karagöl’e Çıkmak 1
  • Dünyanın İlk Masalı
  • Anadolu'nun İsyanı
  • Nükleere Karşı Yürü
  • Kardeş Türküler: Anadoluyu Vermeyeceğiz - Oi Oi
  • Kardeş Türküler Anadoluyu Vermeyeceğiz 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 3
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 1
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü-Uludağ 2
  • Atlas-Columbia Yürüyüşü 1
Nasıl kullanırım?
Önce resmin üzerine tıklayarak Duvar Kağıdı galerisini açın. Seçtiğiniz duvar kağıdının sağ altındaki büyüteç işaretine tıklayarak resmi büyütün. Büyük resmin üzerinde sağ tuşa tıklayın ve menüden Arkaplan Olarak Belirle'yi seçin.
Atlas yayın hayatına Nisan 1993'de başladı.Önümüzdeki yıl 20. yaşını kutlayacak. Atlas'ı kaç yıldır takip ediyorsunuz?